hikmetyavas

Şubat 10, 2011

BİR DEVLET VE SİLAHLI KUVVETLER İÇERİDEN NASIL PARÇALANIR?

Filed under: Köşe Yazılarım ( Denemeler ) — hikmetyavas @ 10:39 am

BİR DEVLET VE SİLAHLI KUVVETLER İÇERİDEN NASIL PARÇALANIR?

Bir devleti, tereyağdan kıl çeker gibi zahmetsizce bölüp parçalamak istiyorsanız, öncelikle o devletin silahlı kuvvetlerini içeriden bölüp parçalayacaksınız. Bunun için:

     1.     Silahlı kuvvetler içine din ve mezhep ayrılıkları sokacaksınız.

      2.     Etnik nifak sokacaksınız.

      3.     Ordunun belkemiğini oluşturan subay ve astsubaylar arasına nifak sokacaksınız.

      4.     Komutanlara olan güveni, onları dinsiz olmakla veya Yahudi olmakla itham ederek sarsacaksınız.

      5.     Silahlı kuvvetler aleyhine yoğun bir medya kampanyası yürüteceksiniz (psikolojik harp)

      6.     Terör olaylarını onların başarısı, ordunun başarısızlığı olarak lanse edeceksiniz.

      7.     Güvenlik operasyonlarını, yasadışı veya orantısız güç kullanmakla karalayacaksınız.

      8.     Özgürlük ve demokrasi perdesine sığınarak, güvenlik güçlerinin elini kolunu bağlayacak yasalar çıkartacaksınız.

      9.     Mafya veya çıkar amaçlı suç örgütü olayları ile teröristlerin yaptıkları eylemleri, derin devlete ve dolayısıyla güvenlik güçlerine yükleyeceksiniz.

      10.   Tetikçi savcı ve hâkimlerinizi maşa gibi kullanarak, terörle mücadele eden ordu mensuplarını terör örgütü üyesi olmakla itham edeceksiniz.

     11.       Siyasi ve kişisel çıkarlarınız için; gaflet, delalet ve hatta hıyanet içindeki siyasilerinizle, ordunun yıpratılmasına göz yumacak ve hatta katkıda bulunacaksınız.

      12.      Devletin ve ordunun, tarikatlar ile aşiretler tarafından parsellenmesi için her türlü zemini hazırlayacaksınız.

      13.       Gerektiğinde ordu ile çatışacak şekilde polisi güçlendirecek ve ağır silahlarla takviye edeceksiniz. Ayrıca, çeşitli isimler altında özel güvenlik güçleri oluşturacaksınız.

 YUGOSLAVYA, IRAK, AFGAN VE LÜBNAN ORDULARI İŞTE BÖYLE PARÇALANDI.

Ordu tamamen bölünüp parçalandıktan sonra, sıra ülkenin ve milletin bölünüp parçalanmasına gelecektir. Bunun için:

     1.     Çeşitli yollarla,  ülkede terörü azdıracaksın.

      2.     Terörün siyasi kanadı vasıtasıyla yapılacak provokasyonlarla, mağdur ve mazlum propagandası yaparak dünya kamuoyunu oluşturacaksın.

      3.     Dünya devletleri ve kamuoyu tarafından, Teröristlerin özgürlük savaşçıları olarak algılanmasını sağlayacaksın.

      4.     Sivil itaatsizlik ve toplu kalkışma provalarıyla, ülkeyi iç savaş ortamına dönüştüreceksin.

      5.     Birleşmiş Milletler kararıyla, ülkeye barış gücü veya NATO gücü gönderilmesini sağlayacaksın. Sözde yabancı sivil toplum kuruluşlarıyla bölgeyi işgal edecek ve kendi düzenlerini kuracaksın.

 YUGOSLAVYA, IRAK, AFGAN VE LÜBNAN İLE DAHA BİRÇOK ÜLKE, İŞTE BÖYLE PARÇALANDI.

Şimdi “ Bir devletin ve ordunun, içeriden nasıl bölünüp parçalanacağını gösteren şablonu” aklımızda tutarak, Türkiye’de oynanan oyunlara göz atacak olursak, şöyle bir tabloyla karşılaşırız:

     1.     Bir Amerikalı. Adı Graham FULLER. Amerikan RAND düşünce kuruluşunun daimi politik danışmanı, ABD Merkezi Haber alma Teşkilatı’nın (CIA) eski yöneticisi, ABD Dışişleri Bakanlığı görevlisi.

Graham FULLER’in  “YENİ TÜRKİYE CUMHURİYETİ” isimli bir kitabı yayınlandı. Kitapta, Osmanlı İmparatorluğu ile Türkiye Cumhuriyeti’ni mukayese ediyor ve şu görüşleri belirtiyor:

OSMANLI İMPARATORLUĞU:                                      

             a.     Çok ırklı bir devlet olduğu için ırklara saygılıymış.

              b.     Hıristiyan, Yahudi ve Müslümanları bir arada barındırdığı için her dine hürmetkârmış.

              c.      Ayni zamanda Ilımlı bir İslam devletiymiş.

    TÜRKİYE CUMHURİYETİ ( KEMALİST DEVLET) İSE:

             a.     Tek uluslu bir devlet olduğu için bünyesindeki ırkları eritmiş.

              b.     Laikliği benimsediği için dinden uzaklaşmış.

              c.      Cumhuriyeti kutsallaştırmış, halkı ve vatandaşı devletin hizmetkârı yapmış.

Ayrıca, Graham Fuller; Atatürk’ü ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefesini oluşturan Kemalizm’i kötülüyor ve Türklerin Kemalizm’i terk edip ılımlı İslam’ı benimsemesini öneriyor.

Ilımlı İslam, Kemalizm’i silmeye yönelik bir karşı devrim imiş ve bu devrimin karşısındaki tek güç TSK ile ulusalcı aydınlar imiş ve tasfiye edilmeleri gerekiyormuş.

Şimdi, aklımızda tutalım dediğim “ Bir devletin ve ordunun, içeriden nasıl bölünüp parçalanacağını gösteren şablon” ile ABD Devlet görevlisi Graham Fuller’ in söylediklerini karşılaştırırsak, noktasına ve virgülüne kadar %100 birbiriyle örtüştüğünü görürüz. Ayrıca, söylenenler ile Türkiye’de yapılanların tıpa tıp birbirine uyduğunu görürüz. Bu size tuhaf gelmiyor mu?

     2.     Amerika Birleşik Devletlerinde  “Kuzey Amerika Ulusal Kürt Kongresi” isimli, kısa adı KNC olan bir kuruluş var. Bu kuruluşun düzenlendiği 1nci Konferansın açılış oturumunda, ikinci sözü alan ve Türkiye Kürtlerini temsilen katıldığı belirtilen Süleyman KURTİR:

        Kürtler, Kemalist hareketi yok etmek için bilimsel projeler başlattı

 Geçmişte Türkiye’de, Komünist veya dinsiz olarak suçlanan Kürtler şimdi İslam’a geri dönüyor.

 Çünkü son zamanlarda daha çok İslamcılaşan Türk hükümetine nüfuz edebilmek için Kürtler İslam’a katkıda bulunuyor”  diyor.

KNC’nin 1990 yılanda yaptığı 3ncü toplantının açık oturumunda ise;

 “Kürtlerin İslami hareketten fayda sağladığı gözden kaçırılmaması gerektiği  vurgulanıyor.

Ayrıca:

             a.     KNC’nin 4-5 AĞUSTOS 1990 tarihinde yapılan 3ncü yıllık toplantısında; ABD Kongre Üyesi Jim Bates ; “Eylül Ayında Kongre yeniden toplandığı zaman, silah satışı ve diğer yardımların durdurulması için Birleşik Devletlere öneride bulunacağını, ayrıca Birleşmiş Milletler ve diğer kuruluşlarla bir Kürt Devleti Kurulması konusunu görüşeceğini” belirtiyor.

             b.     KNC’nin 20 EKİM 2007 tarihli toplantı tutanağında ise;Bugün Kürdistan Ulusal Kurtuluş mücadelesinin önündeki temel engel gücün, emperyalist sömürgeci ve Kemalist TC Ordusu” olduğu vurgulanıyor ve

 Daha fazla kan dökülmesini önlemek ve Kürt sorununu siyasi diyalog yoluyla çözmek için; ABD Hükümetini, Birleşmiş Milletleri ve Avrupa Birliğini, Türkiye’ye baskı yapmaya ” çağırıyorlar.

              c.      KNC’nin 23-24 MART 2007 tarihinde California’ da yaptığı 19ncu toplantıda ise;Amerika Birleşik Devletleri ve Birleşmiş Milletler içinde çok güçlü lobi faaliyetlerinin yürütülerek Kürtlerin kötü durumu hakkında bilgilendirilmeleri ve kendi kaderlerini tayin hakkının verilmesi konusunda konferans düzenlenmesinin sağlanmasını ve ayrıca Amerika ve Kanada’da Kamuoyu oluşturulmasının önemi” vurgulanıyor.

 “KNC BAŞKANI Dr. Saman SHALİ de; “Türkiye, İran ve Suriye’deki Kürt sorunlarına en iyi çözümün, bu ülkelerdeki Kürtlere kendi kaderlerini tayin (self-determination) hakkını tanımaktır” diyor.

 Şimdi, aklımızda tutalım dediğim “ Bir devletin ve ordunun, içeriden nasıl bölünüp parçalanacağını gösteren şablon” ile ABD’de konuşlu “Kuzey Amerika Ulusal Kürt Kongresi”  yetkililerinin söylediklerini karşılaştırırsak, noktasına ve virgülüne kadar %100 birbiriyle örtüştüğünü görürüz. Ayrıca, söylenenler ile Türkiye’de yapılanların tıpa tıp birbirine uyduğunu görürüz. Bu size tuhaf gelmiyor mu?

     3.     Hollandalı Hıristiyan Demokrat Parlamenter Arie Oostlander. 2003 yılı Mart ayında Avrupa Parlamentosu Dışişleri Komisyonu’na bir rapor sunuyor. Bu rapor, 19 Mart 2003 tarihinde onaylanıyor. raporda;

 Türk devletinin temel felsefesi olan Kemalizm, Türk devletinin bütünlüğüne yönelik ölçüsüz endişe kaynağı oluyor.

 Devletçilik, ordunun güçlü rolü, dine karşı çok katı bir tavır gibi yaklaşımlara öncelik veren Kemalizm felsefesi, Türkiye’nin AB‟ye katılımına köstek oluşturuyor” diyor.

 AB Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barroso, AB Türkiye Karma Parlamento Komisyonu Eş başkanı Joost Lagendijk ve AB Komisyonu’nun genişlemeden sorumlu üyesi Olli Rehn’in de bu yönde konuşmalar yapıyor.

 Şimdi, aklımızda tutalım dediğim “ Bir devletin ve ordunun, içeriden nasıl bölünüp parçalanacağını gösteren şablon” ile Avrupa Birliği yetkililerinin söylediklerini karşılaştırırsak, noktasına ve virgülüne kadar %100 birbiriyle örtüştüğünü görürüz. Ayrıca, söylenenler ile Türkiye’de yapılanların tıpa tıp birbirine uyduğunu görürüz. Bu size tuhaf gelmiyor mu?

Diğer taraftan, Türk Ordusuyla ilgili olarak, Türk medyasından derlenen bazı yazıları yorum yapmadan bu milletin aklına, mantığına ve vicdanına sunuyorum.

     1.     Asker; Camiye bomba atmak, kendi uçağımızı düşürüp bunu Yunanistan’ın üstüne atarak savaş çıkarmak, PKK’nın çarpışmayı sürdürebilmesi için gene kendi uçağımızı düşürerek engellemek, cephanesi biten PKK militanlarına iki kamyon mermi göndermek gibi SAPIK işlere kalkışmayacak… Vatana ihanet etmeyecek”  (Engin ARDIÇ, 27 Ağustos 2010,Sabah Gazetesi)

      2.     Geçmişte bu ülkenin en ileri kurumu orduydu, bugün ise en geri, en ilkel ve en kaba kurumu ordudur.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin vatanı ve milleti ile bölünmez bütünlüğüne karşı, bugüne kadar ortaya çıkartılmış en ciddi tehdidin Türk Silahlı Kuvvetleri’nin içinden geldiğini gösteriyor… Türkiye’nin birliğini, halkın hukukunu, devletin bekasını koruyabilmek için bu “kurumsal yapı”ya son vermemiz ve yeni bir ordu kurmamız lâzım… Bizim bir Nizam-ı Cedit ordusuna ihtiyacımız var… (Mümtazer TÜRKÖNEVesayet ve Demokrasi” konulu Abant Platformu ve Zaman Gazetesi, 29 Ekim 2009,11 TEMMUZ 2010)

      3.     Katilleri yakalamakla yükümlü bir örgütün (yani TSK)içine katiller sızmış… Balyoz İddianamesi’ne göre “katil doğanlar” devlet içine yuvalanmışlar… ÇAKMA ASKERİ CUMHURİYETİ toptan AB standartlarında demokratik bir cumhuriyet’e dönüştürmeden her şey boş” (Mehmet ALTAN, Star Gazetesi, 17 HAZİRAN 2010 )

      4.     PKK, orduyu, eski zaman argosuyla söylersek, KÜLLÜM ediyor.

Öyle bir mangayı falan pusuya düşürmüyor… En seçkin birlikler denen komando tugayına saldırıyor… Ordu, PKK’nın peşinde değil, PKK ordunun peşinde gibi bir görüntü var… PKK orduyu hallaç pamuğu gibi atıyor… Bu ordu, ordu değil.” (Ahmet ALTAN, 22 TEMMUZ 2010, Taraf Gazetesi)

      5.     Türkiye’de son günlerde bölgesel demokratik özerklik talepleri dile getiriliyor.

Darbeci paşalara karşı çok uysal ve anlayışlı savcılarımız demokratik özerklik talepleri karşısında hemen aslan kesiliyorlar…” (Eser KARAKAŞ, Star Gazetesi, “Lozan’ı Herkese Uygulamak” konulu yazısı)

      6.     Askeri okullarda Marksist, Leninist, ateist, mason ideoloji ve kültürü egemen kılınmaya çalışılıyor… Bugün TSK’nin en büyük sıkıntısı dinden tecrit edilmiş bir eğitim sistemi… Askeri eğitim doktrini Dinden uzak durmayı öğretiyor… Askerlik yaşam tarzı olarak görülüyor. Bu bir bakıma askerliğin din olarak görüldüğü algısını oluşturuyor… İlk günden itibaren dinden uzak durulması gerektiği telkin ediliyor… Öğrencilik yıllarında alkol kullanımı kesinlikle tavsiye edilen, olmazsa olmaz olarak sunulmaya çalışılan bir konu.” (Haber Vaktim Editörü, 13 TEMMUZ 2010)

      7.     Bu Orduyu 3’e bölüp; bir kısmını Ermenilere, bir kısmını Yunanlılara, bir kısmını Yahudilere verelim. Biz de kurtulalım… Bizim askerimiz dimimize karşı, geleneklerimize karşı, Osmanlıya karşı, tarihimize karşı, milletimize karşı, ne diye besliyoruz bunları” (Abdurrahman DİLİPAK’ın yazısına HABİB rumuzlu okuyucu yorumu)

 Bu noktada, öncelikle şunu belirteyim ki; yukarıdaki yazıların sahiplerine tarafımdan gönderilen e-postalarla gerekli cevaplar verilmiş ve ayrıca bu cevaplar internet ortamında ve bazı internet gazetelerinde yayınlanmıştır.

Şimdi, aklımızda tutalım dediğim “ Bir devletin ve ordunun, içeriden nasıl bölünüp parçalanacağını gösteren şablon” ile yukarıdaki yazılarla atılan iftira ve çamurları karşılaştırırsak, noktasına ve virgülüne kadar %100 birbiriyle örtüştüğünü görürüz. Ayrıca, söylenenler ile Türkiye’de yapılanların tıpa tıp birbirine uyduğunu görürüz. Bu size tuhaf gelmiyor mu?

Ayrıca:

             a.     İmzasız mektuplara ve PKK eskisi gizli tanıklara dayanarak Ordu mensuplarını terör örgütü üyesi olmakla itham eden ve Silahlı Kuvvetlerin en mahrem kozmik odalarında arama yapan hâkim ve savcılarımızın, Silahlı Kuvvetlere ve Cumhuriyete yapılan bu organize saldırıları görememeleri size tuhaf gelmiyor mu?

              b.     Türk silahlı Kuvvetlerinin terörle mücadele eden madalyalı kahramanlarının cep telefonlarına polis tarafından, terör örgütü üyelerinin telefonlarının yüklenmesi, bazı subayların telefon görüşmeleri arasına casus ve fahişe kadın isimlerinin sokuşturulması veya sahte CD’ler üretilmesi size tuhaf gelmiyor mu?

              c.      Bir generali anında açığa alan İçişleri Bakanı’nın soruşturma sonuçlanıncaya kadar Emniyet Genel Müdürünü ve ilgili birimlerin müdürlerini açığa almayı dahi aklına getirmemesi size tuhaf gelmiyor mu

             d.     Sahte delillere dayanarak iddianameler hazırlanmasına sebep olanlara karşı, ilgili hâkim ve savcıların sessiz kalmaları size tuhaf gelmiyor mu?

              e.     Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Başkomutanı durumundaki Sayın Cumhur Başkanı’nın bazı olaylara Devlet Denetleme Kurumunu gönderirken, Türk Silahlı Kuvvetleri’ne karşı yapılan organize saldırılara karşı sessiz kalması size tuhaf gelmiyor mu?

              f.       Sayın Başbakan kendisine, bakanlarına ve partisine yapılan en ufak bir eleştiriye şiddetle tepki gösterirken, Türk Ordusuna karşı yapılan en aşağılık saldırılara sessiz kalması size tuhaf gelmiyor mu?

 Sonuç olarak:

      1.     Bir devletin ve ordunun, içeriden nasıl bölünüp parçalanacağını gösteren yöntem” kullanılarak Yugoslavya, Irak, Afgan ve Lübnan ordularının ve devletlerinin işte böyle parçalandığını unutmayalım. Türkiye’de de benzer oyunların tezgâhlandığını artık görelim.

      2.     Türkiye Cumhuriyeti’nin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü öngören Kemalist kuruluş felsefesinin, Cumhuriyet Ordusunun ve Kemalist aydınların, bazı ABD yetkilileri ve Avrupa Birliği sorumluları ile etnik bölücüler tarafından; adeta ortak düşman ilan edildiğini, noktasına ve virgülüne kadar %100 birbirleriyle örtüştüklerini artık anlayalım. Bu işbirliğinin, Türkiye’nin hayrına olmadığını görelim.

      3.     Gazeteci, akademisyen, sözde aydın takımı ve bazı bürokratların “iktidara, şeyhine, şıhına, hocasına, hoca efendisine, ağasına, aşiret reisine veya para babasına” kendisini, kalemini ve vicdanını sattığı zaman yalan söylediğini, topluma ve kendisine saygısını yitirdiğini ve böylece Allah korkusunu ve utanma duygusunu kaybettiğini unutmayalım. Ağızlarını açtıkları andan itibaren demokrat veya dindar maskesi arkasına gizlenerek Türkiye Cumhuriyeti’ne, devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne, Atatürk’e ve Türk Ordusuna saldıranlara dikkat edelim, onların programlarını boykot edelim ve pirim yaptırmayalım.

      4.      Birilerinin Türk Silahlı Kuvvetleri hakkında organize uğursuz bir kampanya başlattığını, aslında Türkiye’nin bölünmez bütünlüğünü hedef aldıklarını unutmayalım. Bu şer odaklarının boş durmadığını ve kararlı adımlarla, sahte delil ve asılsız iddialarla Ordu aleyhine bir kitlesel algı oluşturmaya çalıştıklarını anlayalım. Bunun bir sonraki aşamasının Yugoslavya, Afganistan, Irak ve Lübnan’da olduğu gibi ülkeye uluslar arası barış gücünün davet edilmesi ve ülkenin bölünüp parçalanması olacağını artık görelim.

      5.     Ülke yöneticilerinin söylemleriyle eylemlerine dikkat edelim. Söylemleri ve eylemleri “ Bir devletin ve ordunun, içeriden nasıl bölünüp parçalanacağını gösteren şablonla ” örtüşen siyasi partilere, evlatlarımızın ve torunlarımızın geleceğini düşünerek oy vermeyelim.

 Selam ve saygılarımla.

 Hikmet YAVAŞ ( İZMİR)  hikmetyavas@gmail.com

NOT: Ülkemizi ilgilendiren çeşitli konulardaki yazı ve görüşleri okuyup, yorumlarıyla katkıda bulunmak isteyenlerin aşağıdaki bağlantıyı tıklamaları önerilir;

 https://hikmetyavas.wordpress.com/

Reklamlar

8 Yorum »

  1. SAYIN :DEĞERLİ KOMUTAN,HİKMET YAVAŞ BEY.,
    Yazılarımız ve yakınmalarımız,aynı amaç ve aynı doğrultudadır.!!!
    Bizler,Türkiye’nin ,yetiştirdiği,üstün başarıları ve dereceleri olan,yurt
    içi ve dışında,bilimsel başarıları olan, Binde bir seviyesinde,aydınlarız.
    1981-2011 Yıllarında,tm 30 yıl,iç ve dış düşmanlar ile cehaletle
    kalem ve medenice mücadele veren adsız kahramanlarız.!! ne yazkı ki.!!!
    Silahla dağa çıkıp hak arayanlar,itibar görüp kahraman oldular,asil,onurlu
    akıl ve bilimle mücadele eden,gerçek kahramanlar tanınmadı,duyulmadı bile.

    Kuşatılmış Türkiye için savaşanlar,
    Kaçak yapılaşma ile,
    Naylon fatura ile
    Sağlık,çevre,hava,su ve gıdaları zehirleyenlerle savaşanlar.!!
    Türkiye yüce menfatlerini savunanlar,
    Müfettişler,askerler,güvenlikciler,denetciler,kurşunlandı,yaralandı,sürgün oldu,ekonomik,sosyal kayıplar yaşayıp,çaresiz ve desteksiz kaldılar.!!

    Türkiyei soyanlara,kamu mallarını yağmalayanlara,kaçakcılık,haksız kazanç,
    çevre,sağlık,ahlak ve yaratılışı bozanlarla savaşanlar,çok ağır faturalar ödediler.!!
    Karışmayanlar,umursamayanlar,mal,makam,mevki,para gösteriş sahibi oldular.!!
    Türkiyede,devlet ve halkın kalitesi ve ahlakı bozuldu.suç işleyenler ihya oldular, aydın ve dürüst insanlara saldırma çoğunluğuna vardılar.!!

    SONUÇ VE TEMENNİLER:
    1-Dürüst,asil,onurlu,kahraman insanlar, hırsızlar ve eşkiya kadar cesur olmalıdır. ve yılmadan, Atalarımızın emaneti,cennet vatanımızı korumalyz.

    2-Taşın altına elini koymayan,Türkiye için ağır bedel ödemeğenler,asla itibar
    görüp,önemli makamlara gelmemelidir…,(yasaları,güç nufuzu kullanmalıyız.)

    3-Şehit,gazi ve tüm imkanlarını,Türkiye yüce menfatlerine harcayanlar mutlak ve mutlaka, eğemen ve hakim olmalıdırlar.. aksi halde cehalet ve düşman bize şans ve imkan tanımaz.!!!Birlik,beraberlik ve asgari müştereklerde birleşmek zorundayız.!!!
    4-Siyasiler, 73 yıldan beri,makam,mevki,para,gösteriş savaşında birbirlerini kırmaktadırlar, ülke sahipsiz ve başsız kaldı ve sonuç,böyle oldu.!!!
    (AYDIN,DÜRÜST,KAHRAMAN CESUR İNSANLARDAN OLUŞAN,”TÜRKİYE BİLİM-SAVUNMA VE
    ADALET KONSEYİ MUTLAKA KURULMALIDIR.)YOKSA.; BU PARTİ ÇEKİŞMELERİ TÜRKİYEYİ
    PARÇALAYIP,FAKİR ,ÇARESİZ,ÇEKİŞMELİ VE İŞGALCİLERİN İŞTAHINI KABARTABİLİR.!!

    EN ÜSTÜN SAYGI VE SEVGİLERİMİZLE..
    remzi aktas (Araştırmacı-mühendis-toplum bilimcisi)

    Yorum tarafından remzi aktas — Mayıs 7, 2011 @ 1:11 pm | Cevapla

  2. SAYIN : DEĞERLİ KOMUTAN HİKMET YAVAŞ BEYEFENDİ,
    TÜM YAZILARINIZA VE DÜŞÜNCELERİNİZE CANDAN KATILIP,SAYGI DUYUYORUZ.
    BİZLER, 30 YILDAN BERİ,TÜRKİYE KUŞATILMASINA KARŞI, İÇ VE DIŞ DÜŞMANLAR İLE CEHALETLE MÜCADELE VEREN,ÇOK AZINLIKTA KALAN,ATATÜRKCÜ VE
    AYDINLAR GURUBUYUZ.!!
    TÜRKİYE VE DÜNYA GENELİNDE ÖNEMLİ BAŞARILARIMIZ VARDIR.!!
    http://www.ismailtopkar.com SİTESİNDEN,DEĞERLİ HALK ÖNDERİ,İSMAİL TOPKAR
    BÜYÜĞÜMÜZÜN PROJE VE MEDENİYET,İNSANLIK, PROJE VE GAYRETLERİNİ GÖREBİLİRSİNİZ.. EN DERİN SAYGI VE SEVGİLERİMİZLE.. remzi AKTAŞ(Araşt.müh)

    Yorum tarafından remzi aktas — Mayıs 7, 2011 @ 1:30 pm | Cevapla

  3. Benim merak ettiğim ordunu bunları bilmemesi imkansız.Benim gibi sade vatandaş bile olanları anlıyorda,ülkemizin güvenliğinden ,vatanın bütünlüğünden sorumru TSK Bilmemesi olanaksız.Bu saldırıları biliyor ve gerekli önlemi almıyorsa(ki almadığı belli,saldırılar karşısında tam siper oldular,bilmem kaçyüz subayını tek kurşun atmadan esir verdiler.)ya büyük bir gaflet içindeler,yada bilgisizler.Daha açık bir şey yazmak istemiyorum,kahraman Türk Silahlı Kuvvetleri bu milletin ordusudur,acaba onun da içinde işbirlikçilermi var diye düşünüyor insan( bir genelkurmay başkanı ” hukuka saygılıyız” demişti yapılan hukuksuzluklara).

    Yorum tarafından necip oyman — Mayıs 19, 2011 @ 10:57 pm | Cevapla

  4. selamlar hikmet bey yazilarinizi E.mail adresime göndermeniz mümkünmü acaba.

    Yorum tarafından ibrahim koca — Haziran 7, 2011 @ 7:45 am | Cevapla

  5. […]              c.       BİR DEVLET VE SİLAHLI KUVVETLER İÇERİDEN NASIL PARÇALANIR? […]

    Pingback tarafından GAFLET, DALALET VE HATTA HIYANET İÇİNDEKİ UŞAKLAR 13 ŞEHİDİMİZİN KANINDA BOĞULACAKSINIZ « hikmetyavas — Temmuz 14, 2011 @ 7:42 pm | Cevapla

  6. […] 5.BİR DEVLET VE SİLAHLI KUVVETLER İÇERİDEN NASIL PARÇALANIR? Yorum yapın BeğenBe the first to like this post. […]

    Pingback tarafından GÖRMEYENLERE, DUYMAYANLARA VE ANLAMAYANLARA ULAŞTIRMANIZ VE ANLATMANIZ DİLEĞİYLE « hikmetyavas — Temmuz 15, 2011 @ 2:51 pm | Cevapla

  7. […] BİR DEVLET VE SİLAHLI KUVVETLER İÇERİDEN NASIL PARÇALANIR? […]

    Pingback tarafından hikmetyavas — Ağustos 19, 2011 @ 2:47 pm | Cevapla

  8. Tasada ve sevinçte gönül birliği yapmış Subay, Astsubay, Uzman ayrımı yapmayan, diğerini ötekileştirmeyen gönül birliği yapmış TSK oluşturulsaydı bu gün bu durumlar yaşanmazdı.

    Yorum tarafından Metin SARIKAYA — Ekim 23, 2012 @ 7:16 pm | Cevapla


RSS feed for comments on this post. TrackBack URI

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

%d blogcu bunu beğendi: