hikmetyavas

Nisan 26, 2011

DEMOKRASİ DIŞI UYGULAMALAR VE YASADIŞI YAPILARDAN GÜÇ ALAN SÖZDE DEMOKRATLAR

Filed under: Köşe Yazılarım ( Denemeler ) — hikmetyavas @ 1:18 pm

DEMOKRASİ DIŞI UYGULAMALAR VE YASADIŞI YAPILARDAN GÜÇ ALAN SÖZDE DEMOKRATLAR

İleri demokrasi adı altında, demokrasi dışı uygulamalar ve yasadışı yapılardan güç alan kesimler, nemalandıkları sivil dikta döneminin devam etmesi ve pekiştirilmesi için, gün geçtikçe daha çok hırçınlaşıyorlar.

Tarikat ve cemaatlerin din sömürüsüne ve sorgusuz sualsiz tek adama biat etmeye dayanan vesayet rejiminin aynen devam etmesini istiyorlar.

Bu nedenle; yasadışı dinlemelerin, sahte suç delilleri üretenlerin, düzmece ihbar mektupları yazanların, hukuk ihlallerinin, Allah adını kullanmak suretiyle fakir fukaraya yardım edeceğiz diyerek topladıkları parayı cebe atanların, gizli tutulması gereken savcılık soruşturmalarını yandaş medyaya sızdıranların üzerine gidilmesini istemiyorlar.

Kuşkulu özelleştirmelerin, fesat karıştırılmış ihalelerin, yandaş holdinglere aktarılan devlet kaynaklarının, devlet ve milletin sırtından Karun gibi zenginleştikleri halde vergi vermeyen işadamlarının, haram yollardan nemalanan evlatların, yeğenlerin ve yiyenlerin sorgulanmasından ve kirli çamaşırlarının ortaya dökülmesinden ürküyorlar.

Yasadışı finansman ve şaibeli devir yöntemleriyle kontrol altına aldıkları yandaş medya kanalıyla, psikolojik harp yöntemlerini uygulayarak kamuoyu oluşturuyorlar ve kurdukları vesayet rejimini sonsuza kadar devam ettirmeye çalışıyorlar.

Onların arzu ve eylemlerinin karşısına kim çıkarsa; düşman ilan ediyorlar, karalama kampanyası başlatıyorlar, sahte suç delilleri üretiyorlar, iftira atıyorlar ve yalan yanlış yorumlarla itibarsızlaştırmaya uğraşıyorlar.

Şimdi hedeflerinde;

      1.  Türk Ordusu’nun terörle mücadele etmiş madalyalı kahramanları,

      2. Biat etmemiş namuslu hukukçular,

      3.  Demokratik, laik ve sosyal hukuk devleti sevdalısı Atatürkçü aydın ve bilim insanları,

      4.  Onurunu ve kalemini satmamış bir avuç medya mensubu var.

Bunları neden hedefe koyuyorlar?

             a. Çünkü bunlar; insanlarımızın iktidara, şeyhine, şıhına, hocasına, hoca efendisine, ağasına, aşiret reisine veya para babasına” biat etmiş ve sömürülmeye müsait müritler, marabalar, kul ve köleler olmaktan kurtulup “fikri hür ve vicdanı hür özgür bireyler” olmasını istiyorlar.

 Onlar ise; kendilerine sorgusuz sualsiz biat etmiş, sömürülmeye müsait kul ve kölelik sisteminin devam etmesini istiyorlar.

             b. Çünkü bunlar: evlatlarımızın ve torunlarımızın, hurafelerden arındırılmış çağdaş bir eğitim almalarını istiyorlar.

 Onlar ise; evlatlarımızın ve torunlarımızın çağdaş bir sistemle eğitilmesini, çok fazla düşünmelerini, sorgulamalarını, eleştirmelerini, bazı şeylerin farkına varmalarını ve uyanmalarını istemiyorlar.

 Bu nedenle; Vatandaşların çocuklarını tarikat ve cemaat okulları ile imam hatip okullarına yönlendirirken, kendi çocuklarını Mısır ve Suudi Arabistan’a göndermeyip Avrupa ve Amerika’nın en iyi okul ve Üniversitelerine gönderiyorlar.

             c.  Çünkü bunlar; Temelleri Atatürk tarafından atılan “Ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlük ” ilkesine bağlı ve “Tam bağımsız, demokratik, laik ve sosyal hukuk devletinin” devamını istiyorlar.

 Onlar ise; ileri demokrasi maskesi altında “iktidara, şeyhine, şıhına, hocasına, hoca efendisine, ağasına, aşiret reisine veya para babasına” biat etmeye dayanan “Sivil diktatörlük düzeninin”  devam etmesini ve pekiştirilmesini istiyorlar.

             d. Çünkü bunlar; Kutsal İslam Dininin kişisel çıkarlara, siyasete, yalana ve dolana alet edilmemesini istiyorlar.

 Onlar ise; ağızlarını din, iman, Allah ve Peygamber adıyla eğip bükerek İslam dini üzerinden maddi ve siyasi çıkar sağlamaya çalışıyorlar.

 Saf ve temiz mütedeyyin Müslümanları Allah adıyla aldatarak topladıkları yardım paralarını cebe atmanın yolu kapanmasın istiyorlar.

 Allahtan korkmadan ve kuldan utanmadan “Belki imam nikâhı kıymıştır” diyerek, 70 yaşındaki ırz düşmanlarının 13-14 yaşındaki kız çocuğuna cinsel tacizde bulunmasını, dini açıdan mazur göstermenin yollarlını arıyorlar.

 Analarımızın, bacılarımızın, kız evlatlarımızın ve kız torunlarımızın; 4 duvar arasına kapatılmasının, kara çarşaf altına sokulmasının, mirastan yarım pay almasının, 4 kadınla evlenmenin, kadınların erkeğin 2 adım arkasında yürümesinin, kadını dövmenin ve boş ol diyerek kolayca başından defedip sokağa atabilmenin hayalini yaşıyorlar ve bu hayallerini gerçekleştirecek düzeni kurmaya çalışıyorlar.

  İşte bu nedenle; Türk Ordusu’nun terörle mücadele etmiş madalyalı kahramanlarını, Biat etmemiş namuslu hukukçuları, Demokratik, laik ve sosyal hukuk devleti sevdalısı Atatürkçü aydın ve bilim insanlarını, Onurunu ve kalemini satmamış bir avuç medya mensubunu hedef tahtasına koyuyorlar.

Mafya yöntemleriyle ve yabancı gizli servislerin desteğiyle, bu Cumhuriyetin anayasal kurumlarına sızıp milletin vermediği devlet gücünü ele geçiriyorlar ve böylece millet iradesini gasp ediyorlar.

Bu nedenle; kendilerine karşı çıkan kişi ve kurumlara, bütün güçleriyle saldırıyorlar. İftira atıyorlar, yatak odalarına varıncaya kadar dinliyorlar, kaydediyorlar, kesip biçip sahte suç delilleri üretiyorlar, yalan yanlış yorumlarla itibarsızlaştırmaya çalışıyorlar, hedef gösteriyorlar.

 Suç örgütünün kasası diye gösterdikleri ve aslında cenazesini kaldıracak parası bile olmayan bir masumun kanserden ölünceye kadar hapiste tutulmasına bile sebep olacak şekilde gaddarlaşabiliyorlar. Neyle suçlandıklarını bilmeden hapse tıkılanların, özgürlükleri ve savunma hakları kısıtlananların, hastalandıkları zaman tedavi edilmeleri için hastaneye sevk edilmelerine bile karşı çıkacak şekilde vicdansızlaşıyorlar.

Bir de kurnazlık yapıp, kendi suçlarını örtbas edebilmek için; yapılmamış “askeri darbelerle” ve “lâiklik dinsizliktir, din elden gidiyor aldatmacalarıyla” halkı korkutmaya ve kendilerini de mağdur ve mazlum göstermeye çalışıyorlar.

Ağızlarını açtıkları anda 32 etnik kimlikten bahsederek “ demokratik açılım” adı altında milleti ayrıştırıyorlar, bölüp parçalayarak yönetmeye çalışıyorlar.

Irk, dil, din, mezhep ve renk ayrımı gözetmeden tüm vatandaşlarımız için demokrasi, özgürlük ve eşit haklar isteyerek birleştirici olmak yerine; tarikat, cemaat ve aşiretlerin kontrolünde “ etnik kökenli, din ve mezhep eksenli” bölüp parçalayıcı çok tehlikeli bir siyaset izliyorlar.

Türkiye çok zor bir dönemden geçiyor. Hiç şüphesiz ki, bir gün bu ülkenin insanları; dönen dolapların, kurulan tezgâhların, yabancı ülkelerle ve gizli servislerle yapılan ihanet işbirliklerinin, yapılan zulümlerin, maddi ve siyasi çıkarlar için yapılan din istismarlarının farkına varacak ve kamu vicdanı isyan edecek. İnşallah o gün, iş işten geçmeden gelir.

İşte o gün; yalan, dolan, iftira ve zulme dayanan ihanet tezgâhını kuranların, tetikçilerin ve işbirlikçilerin yakasına yapışmak ve hesap sormak, sadece mağdur edilen insanların değil, adalete inanan herkesin görevi olmalıdır.

Selam ve saygılarımla…

Hikmet YAVAŞ (İZMİR) hikmetyavas@gmail.com

Reklamlar

Yorum Yapın »

Henüz yorum yapılmamış.

RSS feed for comments on this post. TrackBack URI

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

%d blogcu bunu beğendi: