hikmetyavas

Mayıs 1, 2011

KUZULARIN SESSİZLİĞİ İÇİNDEKİ EMEKLİ ASKERLER

Filed under: Köşe Yazılarım ( Denemeler ) — hikmetyavas @ 2:59 pm

KUZULARIN SESSİZLİĞİ İÇİNDEKİ EMEKLİ ASKERLER

Çocuk denecek yaşta askeri okullara girdik. Yıllarca aynı karavanaya kaşık salladık. Silah arkadaşlığı hiçbir şeye benzemez öz kardeşlikten daha yakındır diye öğrendik ve inandık. Birbirimizi koruyup kollamayı ve arkadaşlarına ihanet etmemeyi erdem saydık. Çok tehlikeli görevlere giderken, ölüm var kalım var, ne olur ne olmaz düşüncesiyle, eşimizi ve çocuklarımızı birbirimize emanet ettik. Dağda, kırda, bayırda, yağmurda ve çamurda, kışta ve kıyamette, her türlü zorluğa katlanarak hizmet ettik. Namusumuz ve şerefimizle emekli olduk.

Allah aşkına ne oldu bizlere, bütün bunlar yalan mıydı?

Bir meslek odası üyesine haksızlık yapıldığına inandıkları zaman, tüm meslek odaları ayağa kalkıp protesto ediyorlar.

Haksızlığa uğradıklarına inandıkları zaman tüm işçiler, demokratik haklarını kullanarak sokaklara dökülüp protesto ediyorlar.

Medya mensupları, doktorlar, avukatlar, taksiciler, kapıcılar ve hatta torunumuz yaşındaki öğrenciler, mağdur edildikleri zaman; çeşitli eylemlerle, demokratik haklarını kullanıyorlar.

Bize gelince:

          1.     Terörle mücadele etmiş muvazzaf ve emekli silah arkadaşlarımız, terör örgütü üyesi oldukları iddiasıyla tutuklanıyor. Habur sınır kapısından gelen teröristler ise; davul ve zurnayla karşılanıp, ayaklarına Türk hukukunda olmayan seyyar mahkemeler gönderiliyor. Asla pişman olmadıklarını haykıran teröristler, pişmanlık yasasından yararlandırılıp serbest bırakılıyor.

Biz emekli askerler, hiçbir demokratik tepki göstermeden, kuzuların sessizliği içinde seyrediyoruz.

           2.     Şu dönemde, Türk Ordusuna ve mensuplarına saldırmanın pirim yaptığını zanneden satılmış ucuz kahramanlar; gece gündüz, 365 gün, 24 saat Türk Ordusuna ve mensuplarına küfrediyor, hakaret ediyor, aşağılıyor ve yıpratmaya çalışıyorlar.

 Biz emekli askerler, hiçbir demokratik tepki göstermeden, kuzuların sessizliği içinde seyrediyoruz.

           3.     Demokrat olduğunu göstermenin ve oy kazanmanın askerle uğraşmaktan geçtiğine inanan bazı siyasiler; her fırsatta askere sataşmayı ve aşağılamayı adeta meslek haline getiriyorlar.

 Biz emekli askerler, hiçbir demokratik tepki göstermeden, kuzuların sessizliği içinde seyrediyoruz.

           4.     Aklını, kalemini, bilimini ve vicdanını yabancılara ve bölücülere satmış medya mensupları, işadamları, sözde bilim adamı ve aydınlar; Türkiye Cumhuriyetinin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü pazarlık masasına yatırmış, asıp, kesip ve biçip duruyorlar. Bu arada, Türk Ordusunu etkisizleştirmek için her türlü dolabı çeviriyorlar.

  Biz emekli askerler, hiçbir demokratik tepki göstermeden, kuzuların sessizliği içinde seyrediyoruz.

           5.     Hıristiyan Batının siyasi çıkarlarına hizmet etmek amacıyla “Ilımlı İslam” adı altında bu millete din diye yutturulmaya çalışılan ve yabancı İstihbarat örgütleri tarafından desteklenen, işadamları ile dini unsurların işbirliğinden oluşan, bir nevi holdingleşmiş Tarikat ve cemaatler, ortalıkta cirit atıyorlar.  Türk Ordusunu ve mensuplarını kendilerine engel olarak gördükleri için, her türlü yalan ve iftirayı atıyorlar.  Sahte suç delilleri üretiyor, düzmece ihbar mektupları yazıyorlar. Sanki İslam dini kendi tekellerindeymiş gibi Türk askerlerini, ailelerini ve çocuklarını din düşmanı olmakla itham edip bu milleti kışkırtıyorlar ve Hıristiyan batı ile gizli servislerinin himayesi altında adeta Türk Ordusuna meydan okuyorlar.

 Biz emekli askerler, hiçbir demokratik tepki göstermeden, kuzuların sessizliği içinde seyrediyoruz.

Tekrar soruyorum, Allah aşkına ne oldu bizlere?

Silah arkadaşlığı hiçbir şeye benzemez öz kardeşlikten daha yakındır diye öğrendiğimiz ve inandığımız, kutsal arkadaşlıklarımız yalan mıydı?

Emekli Subay ve Astsubaylar ve Derneklerimiz, nerelerdesiniz?

Oysaki bir araya gelip amaç ve güç birliği yapabilirsek, haksızlığa ve zulme uğrayan arkadaşlarımıza sahip çıkabiliriz. Bu devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüyle oynayanlara ve Türk Ordusu’nun onurunu örselemek isteyenlere, en sert demokratik tepkileri gösterebiliriz. Örneğin:

          1.     Emekli Subay ve Astsubay Dernekleri Genel Merkezlerinin kontrolünde açılacak bir SMS hesabına, üyeler ve vatandaşlar tarafından atılacak her bir boş e-posta 5 TL olmak üzere, bir bağış fonu oluşturulabilir. Bu fon kullanılarak;

                a.     Ülkenin en güçlü hukukçuları bir araya getirilerek, tutuklu subay ve astsubayların hakları savunulabilir.

                b.     Bilişim ve iletişim uzmanlarından oluşturulan bir heyete, ileriye sürülen deliller incelettirilerek, sahte deliller ortaya çıkarılabilir ve müsebbipleri hakkında davalar açılabilir.

                c.      İddianamelerdeki tutarsızlıklar ve yapılan hukuk ihlalleri belirlenerek, sorumlular hakkında suç duyurularında bulunulabilir.

                d.     Terör örgütü yöneticilerini yakalayıp ülkeye getiren ve sorgulayan madalyalı kahramanların kimliklerini açıklayarak, eş ve çocuklarıyla birlikte, örgütün hedefi haline getirenler hakkında davalar açılabilir.

                e.     Türk Silahlı Kuvvetlerini yıpratmak amacıyla; sahte deliller üretenler, yalan haberler yayanlar, iftiralar atanlar, din karşıtı olmakla itham edenler, küfredenler, hakaret edenler ve Türk Ordusunu aşağılayanlar hakkında tazminat ve ceza davaları açılabilir.

                f.       Gizli tutulması gereken hazırlık soruşturmalarının tutanak, ifade ve delillerini yandaş medyaya sızdıranlar saptanarak, suç duyurularında bulunulabilir.

                g.     Resmen ve alenen yapılan hukuk ihlalleri ve tutuklulara yapılan maddi ve manevi zulümler, davaların sonuçları beklenmeden Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine taşınabilir.

           2.     Eğer elbirliği ve gönül birliği yapılabilirse, tüm emekli subay ve astsubaylar, aileleriyle birlikte en azından 5 milyon seçmenden oluşan bir oy potansiyeli oluşturabilirler. Türk Silahlı Kuvvetleri üzerinde oyun oynayan, kendi Ordusuna terörist muamelesi yapan ve terör karşısında kendi askerlerinin elini kolunu bağlayan, bölücülere göz kırpan ve bu ülkenin kuruluş felsefesiyle oynayarak iktidara yapışmak isteyen siyasi partiler, oy vermemek suretiyle cezalandırılabilir. Bu konu bir onur meselesi haline getirilebilir ve onurumuza saldıranların onurları kırılabilir.

           3.     Türk Ordusunun yeminli düşmanlarına maddi ve manevi destek sağlayan, yabancı devlet ve istihbarat örgütlerinin himayesi altında Türk Ordusuna meydan okuyan tarikat ve cemaatleri destekleyen, bu Cumhuriyetin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü ve anayasanın değişmez ilkelerini pazarlık masasına yatıran işadamları ve holdinglerin mal ve hizmetlerine kararlı ve istikrarlı boykotlar uygulanabilir.

           4.     Türk Ordusunu ve mensuplarını yıpratmayı amaç edinen medya kuruluşları protesto yağmuruna tabi tutulabilir ve hukuk mücadelesi başlatılabilir.

           5.     Vardiya Bizde ismi altında onurlu bir mücadele başlatmış olan asker eşlerine sahip çıkılabilir ve güçlü destekler sağlanabilir.

           6.     Devam etmekte olan davalar kalabalık gruplarla izlenebilir. Protesto, gösteri ve mitingler düzenlenebilir. 

Kör olmayalım, Türkiye’de devlet kurumlarını yıpratma kampanyası başlatılmıştır. Bu kampanya, tek bir merkezden planlanıp uygulamaya sokulmaktadır.

Dikkat edin, bilinçli ve sistemli bir şekilde “ Bu Cumhuriyetin, ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü savunan ve demokratik, laik, sosyal hukuk devleti sevdalısı ve tam bağımsız Türkiye yanlısı” kişi ve kurumlara saldırıp yıpratmaya çalışmaktadırlar.

Başta,  Türk Silahlı kuvvetleri ile Cumhuriyet sevdalısı aydın ve bilim insanlarını, henüz tam anlamıyla ele geçiremedikleri yüksek yargı kurumlarını,  biat etmemekte direnen bazı üniversiteleri, ahlaksızca uyguladıkları psikolojik harp taktikleriyle yıpratmaya, itibarsızlaştırmaya ve yok etmeye çalışıyorlar.

Balkanların elimizden nasıl gittiğini hatırlayalım:

           1.     Önce terör eylemleri çıkardılar,

           2.     Devlet, bu terör eylemlerini silahla bastırmak zorunda kaldı,

           3.     Yabancı devletler, azınlıkları kurtarma bahanesiyle müdahale ettiler,

           4.     Devlet, reform adı altında özerklik vermek zorunda kaldı,

           5.     Daha sonra bağımsızlıklarını kazandılar.

Kuzey Afrika ve Arap Yarımadasındaki Müslüman ülkeleri bölüp parçalayarak petrol kaynaklarına el koymak için ayni oyun oynanıyor.

Kör olmayalım, Türkiye’de de ayni oyunu tezgâhlamaya çalışıyorlar;

               a.      Sivil itaatsizlik eylemleri ile her gün ortalığı yakıp yıkan Molotof kokteylli kanunsuzluklara ve iç harp manzaralarına bakın,

                b.      Türk Ordusu’nun terörle mücadele eden madalyalı kahramanları terörist diye tutuklanırken, Kandil’den gelen gerçek teröristlerin zafer kazanmış kahramanlar gibi karşılanmalarını ve pişman olmadıkları halde pişmanlık yasasından yararlandırılıp serbest bırakılmalarını hatırlayın,

                c.      Amerika ve Avrupa Birliği Temsilcilerinin Ankara’ya uğramadan, doğruca Diyarbakır’a gidip bölücülerle içlidışlı oluşlarını anımsayın,

                d.     Cumhuriyet ve Ordu düşmanları ile bölücüler hakkında açılan davaları heyetler halinde izlemeye gelen ve ceza almamaları için her türlü baskıyı yapan, ama tutuklanan asker ve Cumhuriyet sevdalılarına karşı yapılan hukuk ihlalleri ile zulümleri görmeyen, yabancı ülke temsilcilerine bakın,

                e.     Demokratik açılım, yerel yönetimlerin güçlendirilmesi ve anayasanın değiştirilemez maddelerinin kaldırılması gibi “Bu Cumhuriyetin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü zedeleyici” dayatma ve baskıları düşünün,

                f.       Bütün bunlar bize; Balkanların nasıl elden çıktığını, Kuzey Afrika ve Arap Yarımadasındaki ülkelere nasıl müdahale edildiğini, Irak ve Afganistan’ın nasıl işgal edildiğini, Kafkaslardaki parçalanmaları hatırlatmıyor mu?

Türkiye’de Türkiye Cumhuriyeti’nin varlığı sorgulanıyor. Türk Silahlı Kuvvetleri müthiş bir psikolojik harp saldırı altında bulunuyor.

İleri demokrasi adı altında üniter yapı sorgulanıyor.

Bu coğrafi sınırlar içinde, bu ateş çemberinin göbeğinde, bu terör ortamında, ülkelerin bölünüp parçalandığı bu kurtlar sofrasında, Türk Silahlı Kuvvetlerine saldırmanın bir anlamı olmalıdır.

Barış zamanı Türk Silahlı Kuvvetlerinin Başkomutanı durumunda olan Cumhurbaşkanı sessiz kalıyor. Başbakan ve Bakanlar adeta mutlu ve sessiz destek veriyor.

Yabancı devlet ve istihbarat servislerinin kontrolü ve himayesi altındaki bazı tarikat ve cemaatler, Türk ordusunu ve mensuplarını din düşmanı olmakla karalamaya ve halkı kışkırtmaya çalışıyor.

Anadan doğma Cumhuriyet düşmanları, bölücüler ve işbirlikçiler; yandaş televizyon kanallarını fırıldak gibi dolaşarak, Türk Silahlı Kuvvetlerini itibarsızlaştırmaya ve Ordu içine nifak sokmaya çalışıyor.

Bu durumda, emekli askerler hiçbir demokratik tepki göstermeden, kuzuların sessizliği içinde seyirci ve suskun, kalamazlar.

Bu milletin birlik beraberlik ruhu içinde yaşaması lazımdır. Birbirimizi yemeye hakkımız yoktur.

Bölücüsü, işbirlikçisi, din tüccarı, gaflet ve delalet içindeki siyasetçisi, kalemini ve vicdanını satmış medya mensubu, bilimsel ahlaktan yoksun akademisyeni ve ar damarı çatlamış sözde aydını dâhil herkes konuşacak ve Türk Ordusuna sövüp sayıp aşağılayacak, ama asker susacak. Bunu istiyorlar.

Emekli olunca bu ülkeye karşı vatandaşlıktan kaynaklanan görev ve sorumluluklarımız bitti mi?

Tekrar ediyorum,  bu durumda, emekli askerler hiçbir demokratik tepki göstermeden, kuzuların sessizliği içinde seyirci ve suskun, kalamazlar.

Neyzen Tevfik’in 1948 yılında yazdığı şu dizelerdeki mesajı, acaba hâlâ algılayamadık mı diye düşünüyorum.

Çürüdü memleketin iç yüzü çöktükçe temel,

Şimdilik harice karşı yerimiz olsa dahi,

Yüzümüz yok bakacak kabrine ecdadımızın,

Tükürür zannederim çehremize tarihi.

Selam ve saygılarımla…

Hikmet YAVAŞ (İZMİR) hikmetyavas@gmail.com

Reklamlar

6 Yorum »

  1. Sevgili Kardeşim Hikmet Yavaş,

    Yazılarını hayranlıkla okuyorum. KUZULARIN SESSİZLİĞİ başlıklı yazını ise her yazına duyduğum hayranlığın ötesinde bu kez sessiz kalmış kuzulardan biri olmanın ezikliğini duyarak okudum.

    Cılız da olsa ses çıkarmış olmak için yazılarının daha fazla asker emeklisine ulaşması için her fırsatta onları;

    https://hikmetyavas.wordpress.com/

    adresini tıklamaya davet edeceğime söz veriyorum.

    Yazıların senin ne kadar birikimli olduğunu ve birikimini ne kadar güzel dile getirebildiğini gösteriyor. Lütfen yazmaya ve aydınlatmaya devam et. Umarım emekli askerlerin sessiz kuzular olmadığını kanıtlayabiliriz.

    Sevgi ve saygılarımla,

    İlhan DOĞAN

    Yorum tarafından İlhan Doğan — Mayıs 1, 2011 @ 3:51 pm | Cevapla

  2. KUTLARIM.

    Yorum tarafından Metin VAROL — Mayıs 1, 2011 @ 6:19 pm | Cevapla

  3. Gönderdiğiniz ve yönlendirdiğiniz her iletinin en üzeri ortasına , BİR ÇIĞLIK GİBİ :

    VATAN BÖLÜNMEZ

    TÜRKİYE’NİN BÖLÜNMESİNE HAYIR

    Logosu veya benzeri bir logoyu, her seferinde kopyalayıp yapıştırarak Kampanyaya katılımınız, Vatanseverlerin gücüne güç katacaktır.

    Sesinizi Dost veya Düşman Siyasetçiler başta olmak üzere herkese yeterince duyurmanız için bu kampanyaya katılımınız beklenmektedir.

    ” TÜRKİYE’NİN BÖLÜNMESİNE HAYIR” KAMPANYASINA KATILIM DAVETİ DUYURUSU

    1. DURUM TESPİTİ:

    “Ne Mutlu Türküm Diyene” demekle onurlanmış Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları olarak; Türkiye Cumhuriyetini kuran Türkiye halkına Türk Milleti diyerek; sınırları şehit kanıyla çizilen Türkiye’yi, bölünmez tek vatan ve rengini şehit kanından alan ay yıldızlı al sancağı, tek bayrak olarak kabul edip bilenler, görmektedir ki:

    a. Bölücü terör, her geçen gün cür’etini artırmakta ve Türkiye’de bir halk isyanına zemin hazırlanmaktadır.Türk milletini oluşturan halkın evlatları ayrışma ve çatışma sürecine girmiştir.

    b. İstanbul dahil vatanın kentlerinde, Türk Bayrağı alenen saldırıya uğramakta, indirilmektedir.PKK.nın pankartları ve Bölücübaşının posterleri açılmaktadır.

    c.Siyasi iktidarın “Kürt Açılımı”ile vatan sathında ortaya çıkan tabloda, ülkenin bölünmesi için devlete meydan okuyanlara prim verilmekte, eşkıya ile pazarlık yapılmakta, ABD.nin “Büyük Ortadoğu Projesi”nin bir parçası olarak “Türkiye’yi Bölme Planı” işlemektedir.

    d. Şimdi, Vatan evlatlarının hep birlik olma ve demokratik yollardan sesini dosta düşmana duyurma zamanıdır.Kararlılıkla haykırarak duyurmalıyız ki: “ULUSAL SINIRLAR İÇİNDE VATAN BİR BÜTÜNDÜR.BÖLÜNEMEZ!”

    2. KAMPANYANIN AMACI:

    Eşkıya PKK. TBMM. önünde engeller kaldırılsın diye,yakıp, yıkmakta, tehditler savurmakta,asker ve polise saldırmakta,her türlü kanunsuz eylemi yapmaktadır.Devlet unsurlarının tavizkar tutum ve yaklaşan seçim ortamında oy toplama derdine düşen siyasi partilerin proje ve söylemlerinden aldıkları cesaret ile gün be gün artan pervasızlıklarıyla taleplerini elde etme yolunda ilerlemektedir.

    İstanbul’un artık neredeyse her semtinde bir ofisi olan PKK. sadece doğu ve güney doğuda değil, batıda da seçim ofisleri ile oy devşirebilmekte, talep ve seslerini rahatlıkla iç ve dıştaki yandaş ve muhaliflerine ulaştırabilmektedir.

    Bölücülük Karşıtları ise maalesef, kendileri yazıp söyleyip yine kendileri okuyup dinlemektedir. Demokratik tepki ve taleplerini seslendirme ve iletip yayma da yetersiz kalmaktadır.

    İç ve Dış düşmanlar ile “Ne mutlu türküm diyene” demekten çekinen siyasi partiler de, “Üniter Ulus Devlet” taraftarı olan Türk milleti fertlerinin nitelik ve niceliğinden (kararlılık ve miktarından) doğru olarak haber ve bilgi sahibi olamamakta ve çoğunluk olan bu kesimin hassasiyetlerini dikkate almayarak yetersiz analiz ve değerlendirmelerle politikalar üretmektedirler.

    Böylece sesini duyuranın isteğini karşılayacak söylem ve çözümlerin geliştirmesiyle demokrasi adı altında devlet ve siyaset katkısıyla “çözüm”e değil, aslında “devletin çözülmesine” . ve Türkiye’nin parçalanmasına, bölünmesine doğru hızla gidilmektedir.

    BU KAMPANYANIN AMACI, VATANIN BÖLÜNMEZ BÜTÜNLÜĞÜNÜ KORUMADA KARARLI OLANLARIN, VATANIN PARÇALANMASINI ENGELLEMEK VE ÖNLEMEK İÇİN, BU KONUDAKİ KARARLILIKLARI İLE DEMOKRATİK TEPKİ VE TALEPLERİNİ, İÇ VE DIŞTAKİ DOST VE DÜŞMANLARA, ÖNCELİKLE İNTERNET OLMAK ÜZERE, MEŞRU BÜTÜN YOLLARDAN “TÜRKİYE’NİN BÖLÜNMESİNE HAYIR!” DİYEREK, AÇIK OLARAK DUYURMAKTIR.

    3.KAMPANYANIN İŞLEYİŞİ:

    Kampanyanın amacına uygun olarak kampanyaya katılan ve destek veren her kişi, Kampanyaya katılımının ifadesi olarak

    VATAN BÖLÜNMEZ

    BÖLÜNMEYE HAYIR!

    logosunu, kopyala yapıştır yöntemiyle internet üzerinden yolladığınız (iş ile ilgili resmi /formal yazışmalarınız hariç) konusu ve içeriliği ile kampanya amacına uygun gördüğünüz her özgün (sizin hazırladığınız) veya cevapladığınız veyahut yönlendirdiğiniz (forward edilen) her bir iletinin / mesajın en üstüne yapıştırın.

    (Kopyala yapıştır işlemini bilmeyenler için zorunlu açıklama , bunun için:

    1—-Fareyi sol tıkı basılı şekilde logonu üstteki vatan yazısının sol başlangıcından başlayarak farenin imlecini alttaki hayır yazısının sonuna kadar sürükleyip logoyu seçin ,yani mavi olduğunda parmağımızı sol tıktan kaldırın.
    2—-Farenin imlecini mavi renklenmiş logonun üzerine getirip sağ tıkı tıklayıp bırakın, açılan pencereden “kopyala” satırı üzerine farenin imlecini / okunu getirin ve sal tıklayıp bırakın.(şimdi logo farenin içine kopyalandı ve istediğiniz yere yapışmaya hazırdır. Bundan sonra mavi renkli bölümüm dışındaki herhangi bir yeri sol tıklayıp bırakırsanız mavirenk kaybolacaktır)
    3—- logo kopyalanmış farenin imlecini, yollayacağınız iletinin /mesajın en üzerine getirin, soğ tıklayıp bırakın, açılan pencerede “yapıştır” satırı üzerine farenin imlecini / okunu getirip sol tıklattın. logo iletinin / mesajın üzerindeki fare imlecinin ilk gösterdiği yere yapışacaktır.
    4— yapıştırma işlemini -3 no.lu işlemi-, yeni bir “kopyala” veya “kes” işlemi yapıncaya kadar istediğiniz sayıda istediğiniz yere tekrarlayabilirsiniz. Yeni bir “kopyala” veya “kes” işlemi yaptığınızda faredeki eskisi otomatikolarak silinip yenisi yapıştırılmak üzere fareye kopyalanacaktır.)

    Kampanyanın amacına uygun olarak, kampanyaya katılan ve destek veren her kişiden kampanya logosu olan

    VATAN BÖLÜNMEZ

    BÖLÜNMEYE HAYIR!
    logosunu her iletisinin en üzerinde yapıştırıp kullanması berberinde, kendisinin de kampanya amacına uygun göreceği ilave her uygulamayı istediği şekilde ve yöntemle yapıp duyurması da, alanların bunları kullanıp yayması da uygun olacaktır.

    Kampanya logolu ve içeriği de kampanya amacına yönelik olarak hazırlanan ve / veya gelen her yazı, mesaj/ileti, resim vs. dökümanın kampanya logo başlığı ile aynen, içeriliği kampanya amacına uygun ve fakat logosuz internetten alıntılanan verilerin ise mutlaka kampanya logosu altında yayınlanması, özellikle amaca uygun logolu gelen ve içeriği de uygun değerlendirilen iletilerin adres listesinin tamamına yönlendirilerek yayılması esnasında iletiyi gönderene de yollanarak dağıtımdan haberdar olmasının sağlanması uygun olacaktır.

    Bu duyuruyu okuyan vatan evlatlarının konuya duyarlı olarak kampanyaya katkı ve destek vereceği umudu ile, bu iletiyi alan her vatanseverden, kendi adres listesinin tamamına (iletiyi aldığı kişi de dahil olmak üzere ) ve adresleri bcc ye yazarak göndermesi, Kişisel site sahibi ve / veya internet guruplarında moderatör, yönetici veya üye olan dost ve arkadaşlarımızın site ve guruplarında bu duyuruyu en azından yayınlamalarının da kampanyaya ilave destek ve katılımı sağlayacağı değerlendirilmektedir.

    Kampanyaya katılımınız vatanseverlerin gücüne güç katacaktır.

    Saygılarımla.


    Selam ve Sevgiler…
    M.Kemal ADAL.

    Yorum tarafından M.Kemal Adal — Mayıs 1, 2011 @ 7:58 pm | Cevapla

  4. Haklısınız, korku cumhuriyetini idare edenler her şeyi sıradanlaştırdılar ve bazı temel değerler unutuldu. Tepki gösterecek sen ben ve bizim oğlandan yani 3- 5 kişiden başkası kalmadı. Tesud’un şu anki mevcut tüzüğü ile yazdıklarınız yapabilmesi mümkün değildir. Yeni bir yapılanmaya ihtiyaç vardır. Bu da mevcut devre derneklerinin bir platform veya federasyon olarak yapılanmasıdır. Ancak bunlar olmasa dahi demokratik yollardan her türlü hak ve hukuk yolları zorlanarak silah arkadaşlarımızın hakkını koruyacak çalışmalar yapmak boynumuzun borcudur ve silah arkadaşlığının gereğidir.
    Hasan Zeki Sungur
    http://www.alasehirli.wordpress.com

    Yorum tarafından hzekisungur — Mayıs 3, 2011 @ 8:49 pm | Cevapla

  5. Sn.Yavaş bir ağabeyim eline gül dikeni batınca ayağa kalkanlar bizim sırtımızdaki hukuksuzluk hançeri ile yıllardır yaşamaya mahkum olduğumuzu umarız anlamışlardır demişti ama anlaşılmamış nalıncı keseri yine kendine yontuyor hafızalarımızı bir yokluyalım 1971 yılında astsubay eşleri yapılan haksızlıkları protesto için yürüyünce kuvvet komutanı “Asb.lar eşlerinin etekleri altına gizlenen Mao’nun askerleri gibi davrandı” diyerek eşleri yürüyen assubaylar hapis cezalarına çarpıldı şimdi subay eşleri yürüyor adalet herkesin hakkı hakkını aramayanın şikayete hakkı yoktur biz adalet isteyenlerin yanındayız Peki sayın paşam astsubaylara bu kadar haksızlığı yapan kimdi? Ordumuza saygımız var ama beni beyaz köle olarak görenler için sokağa çıkmaya ayaklarım gitmiyor dediğim gibi adalet herkese lazım biz imtiyaz istemiyoruz hiyerarşiye de saygılıyız ama insanız bunu unutan bu haksızlıkları yapan ne yazıkki TSK biz çuvaldıza alıştık siz lütfen kendinize iğneyi batırmayı deneyin saygılar sunuyorum

    Yorum tarafından Dalkılıç — Eylül 22, 2011 @ 8:52 pm | Cevapla

  6. TSK içersindeki kardeşliğin personel arasındaki ayrımcılık nedeniyle kardeşliğin yok edilmeye çalışıldığı ve sizin bu konudaki yoruma bile tahammül edemediğiniz ve kaldırmanızdan anlaşılmıştır. TSK=Türk Subay Kuvvetleri zihniyeti zaten ordunun yıpratılması için yeterlidir.Suçu başkalarında aramayın arada bir iğneyi kendinize batırmayı deneyin lütfen

    Yorum tarafından Dalkılıç — Eylül 25, 2011 @ 2:49 pm | Cevapla


RSS feed for comments on this post. TrackBack URI

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

%d blogcu bunu beğendi: