hikmetyavas

Mayıs 10, 2011

VATANSEVERLİK İLE CEMAATSEVERLİĞİN ÖZDEŞLEŞMESİ

Filed under: Köşe Yazılarım ( Denemeler ) — hikmetyavas @ 5:50 pm

VATANSEVERLİK İLE CEMAATSEVERLİĞİN ÖZDEŞLEŞMESİ

Bu ülkede bir kısım medya; pervasızca yalan söylüyor, çarpıtma yapıyor, hedef gösteriyor, tetikçilik yapıyor ve kimse de bu ahlaksızlığa dur diyemiyor. Estirilen medya terörü eşliğinde; Kurgulanmış Ergenekon ve darbe haberleri yapılıyor. Türk Ordusu itibarsızlaştırılmaya çalışılıyor, Cumhuriyet sevdalısı Atatürkçü aydın ve bilim insanları karalanıyor. Kamuoyu yanlış bilgilendiriliyor ve yönlendiriliyor.

Ayrıca, yalan yanlış bilgileri ve çarpıtılmış analizleri, yurtdışında da dile getiriyorlar. Türk Ordusu ile Cumhuriyet sevdalısı Atatürkçü aydınlar ve bilim insanları aleyhine dünya kamuoyundan da destek almaya çalışıyorlar. Yabancı düşünce kuruluşlarının kapısını çalıyorlar. Türkiye’de yaşanan, tarikat ve cemaat destekli sivil dikta sürecini tersine çevirip ileri demokrasi olarak anlatıyorlar. Dünyaca ünlü gazete ve dergilere yalan yanlış analizler yapıyorlar. Karanlık köşelerde buluştukları yabancı gizli servis ajanlarına ve yabancı diplomatlara ülkemizi gammazlıyorlar ve “Bizi kullanın deliğe süpürmeyin” diye yalvarıyorlar.

Türkiye’yi dışarıdan kuşatmaya çalışan ve bir kısım lobilerle dirsek teması kuran tarikat ve cemaatler ile bölücü ve işbirlikçilerin hedefinde, iki sosyal olguya karşı amansız bir yıpratma çabası görülüyor:

(1) Kendilerine engel olarak gördükleri Türk Ordusu düşmanlığını ve darbe paranoyasını halkımıza ve dünya kamuoyuna benimsetmeye çalışıyorlar.

(2) Bu Cumhuriyetin, ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü ve tam bağımsızlığı taraftarı Atatürkçü aydınları; yalan, iftira, tehdit, şantaj ve sorgusuz sualsiz tutuklamalarla sindirmeye uğraşıyorlar.

İşin en üzücü yanı, halkımız henüz oynanan korkunç oyunun tam farkında değil. Onlar dürüstlüğün getirdiği saflıkla söylenen yalan dolana inanıyorlar veya korkuyorlar.

İşte, bu ülke ve millet için asıl tehlike, estirilen yalan ve iftira terörü karşısında; sıradan insanların korkması, tırsması, sinmesi ve kaderlerine razı bir teslimiyet içinde sadece “seyirci” olarak kalmayı yeğlemesidir.

Kamu vicdanının tatmin olması için; yalan dolanın, sap ile samanın ayıklanması ve gerçeklerin bütün çıplaklığıyla ortaya çıkarılması gerekiyor. Örneğin:

Günümüzde “ vatanseverlik” ile “cemaat severlik” özdeş hale getirildi. Cemaat severlik; en yüksek getirisi olan yatırım aracı, bire bin veriyor.

Amerika’dan icazetli cemaatin;

             a.     İmamından milyar dolarlar akıyor,

              b.     İmamın medyası, televizyon kanalları, mektepleri, dershaneleri, üniversitesi, yurtları ve holdingleri var.

              c.      İktidar hesabı ve koltuk hayalleri olanlar, imamdan medet umuyor,

              d.     Adliyede, mülkiyede ve emniyette; mevki, rütbe ve terfi umanlar, imamının emirlerine amade olarak hazır olda bekliyor.

              e.     İhale peşinde koşanlar, imamın ayaklarına yüz sürüyor.

              f.       İmamın biat kültürüyle yetişmiş müritlerinin her yerde gözü ve kulağı var. Müritlere göre; “İmam için iyi olan her şey, vatan için de iyidir.

 İmam, yeri ve zamanı geldiğinde;

          1.     Sanki bir devlet başkanı veya tüm Müslümanların halifesiymiş gibi; Hıristiyan âleminin Papa’sı ile ikili görüşmeler yapıyor. Vatikan’a geliş ve gidişlerinde Türkiye Büyükelçisi tarafından karşılanıp uğurlanıyor.

           2.     İmamın müridi bazı siyasi liderler, bakanlar ve milletvekilleri imamın ağzının içine bakıyor.

           3.     İmam, siyasete etki ve müdahale ediyor. Referandumda, müritlerine “Mümkün olsa mezardakilere bile evet oyu kullandırın” diye talimat veriyor.

           4.     Türk Ordusuna meydan okuyor. Suçluluğu henüz mahkeme kararıyla kanıtlanmamış, Silivri’de tutuklu madalyalı kahramanlardan hastalananların, askeri hastaneye sevkini bile “GATAGULLİ” nitelemeleriyle engellemeye çalışıyor.

           5.     İmam, rejimle sorunu olan sözde aydınlarla toplantılar tertipliyor ve bu ülkeye kendi görüşüne uygun anayasa kılıfı geçirme ve devletin rejimini yeniden şekillendirme hakkını kendisinde görüyor.

           6.     İmamın sözcülerinin Bölücü Başıyla görüşmeler ve pazarlıklar yaptığı ortaya çıkıyor.

           7.     Emniyet, adliye ve mülkiye içinde cemaat örgütlenmesinden ve devletin anayasal kurumları içinde operasyon yapma gücüne eriştiğinden söz ediliyor.

           8.     İmamı ve cemaatini kızdırmaktan korkuluyor. Yeri zamanı geldiğinde, devlet büyükleri, siyasi parti başkanları ve bakanlar bile, imama ve cemaate saygıyla selam çakıyor.

 İmamın cemaatinin resmi makamlarda herhangi bir yasal kaydı yok.

Cemaatin, devlet içinde devlet veya devlet üstü devlet muamelesi gören bu muazzam gücü nereden kaynaklanıyor?

 Cemaat nerde başlıyor ve nerede bitiyor?

Cemaat kimlerden oluşuyor?

Cemaate nasıl giriliyor ve nasıl çıkılıyor?

Cemaatin gelir kaynağını oluşturan kayıt dışı ekonomik faaliyetler nelerdir?

Cemaatin kayıt dışı gayrı resmi siyasi bağlantıları nelerdir?

Cemaatin müritleri; örgütlü bir şekilde siyaseti, bürokrasiyi ve ekonomiyi ele geçirmek için ne gibi faaliyetlerde bulunuyorlar?

Cemaatin yurtdışı bağlantıları nelerdir?

Cemaatin, yabancı gizli servislerle bağlantısı var mıdır?

Cemaatin mevcudiyeti ve faaliyetlerinin, genel hukuk düzeni içinde yeri neresidir?

Cemaatin; yasadışı gözetlemeler, dinlemeler, sahte suç delillerinin üretilmesi, tehdit ve şantajlarla ilgisi var mıdır?

Cemaatin; Türk ordusu ve Kemalist aydınlar aleyhine kurulan komplolarla alakası var mıdır?

Devlet, istihbarat örgütleri ve özel yetkili yargı makamları, bu Cumhuriyetin rejimini ve güvenliğini ilgilendiren bu sorular karşısında sessiz kalamazlar.

Gerçeklerin ortaya çıkarılarak, şaibe altında kalan ve suçlanan kişiler ile kurumların kendilerini savunmalarına ve masum olanların süratle aklanmalarına ve devlet içindeki yasadışı yapılanmaların temizlenmesine ihtiyaç vardır.

Ayrıca, Cemaat her yönüyle şeffaflaşmalı ve resmi kayıt altına girerek, kendisini şaibelerden arındırmalıdır;

             a.     Eğer cemaat Siyaset yapmak istiyorsa; bu ülkede şeffaf olarak yasal yollardan siyaset yapma imkânı varken neden gizli kapaklı yöntemlerle siyasete müdahale ediyor sorusunu ortadan kaldırmalıdır.

             b.     Eğer cemaat ekonomik faaliyetlerde bulunmak istiyorsa; bu ülkede yasal yollardan ekonomik faaliyetlerde bulunmak imkânı varken, nasıl kazanıldığı belli olmayan malî gücünü neden yasal kayıt altına sokup şeffaflaşmıyor sorusunu ortadan kaldırmalıdır.

              c.      Eğer cemaat sivil toplum örgütü işlevi görmek istiyorsa; bu ülkede yasal yollardan kayıt altında ve dernekler kanununa uygun olarak faaliyette bulunma imkânı varken, neden kayıt dışı bir şekilde sis perdesi arkasına gizleniyor sorusunu ortadan kaldırmalıdır.

              d.     Eğer cemaat, İslam ahlakına uygun olarak bu toplumu iyilik ve güzellik istikametinde yönlendirmek istiyorsa; öncelikle yasal bir dernek olarak kayıt altına girmeli, elini siyasetten, ticaretten ve gizli kapaklı işlerden çekmelidir.

              e.     Eğer cemaat şeffaf olduğunu iddia ediyorsa; kendi medyasının arşivlerine girmeli, Türk Ordusu ile bu devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünden, demokratik, laik ve sosyal hukuk devletinden yana olan Atatürkçü aydınlara bıkmadan usanmadan 365 gün 24 saat saldırmalarının ve onları yıpratmaya çalışmalarının maksadını açıklamalıdır. Hiç kimseye “ darbe öcüsünü” yutturmaya ve “ileri demokrasiye geçiş engellerini kaldırmaya” çabaladıkları masalını anlatmaya çalışmadan gerçeği açıklamalıdır. Çünkü:

 Bu coğrafi sınırlar içinde, bu ateş çemberinin göbeğinde, bu terör ortamında, ülkelerin bölünüp parçalandığı bu kurtlar sofrasında, Türk Silahlı Kuvvetlerine ve Atatürkçü aydınlara saldırmanın bir anlamı olmalıdır.

              f.       Eğer cemaat yasal sınırlar içinde faaliyet gösterdiğini savunuyorsa; ne sıfatla papa ile ikili görüşmeler yaptıklarını, ne sıfatla bölücü başı ile ilişki kurduklarını ve yasal kayıtlı bir sivil toplum örgütü statüsüne sahip olmadıkları halde, ne sıfatla bu ülkenin kuruluş felsefesini sulandıran anayasa taslakları hazırladıklarını, kamuoyuna açıklamalıdır.

Selam ve saygılarımla…

Hikmet YAVAŞ (İZMİR) hikmetyavas@gmail.com

Reklamlar

1 Yorum »

  1. […] VATANSEVERLİK İLE CEMAATSEVERLİĞİN ÖZDEŞLEŞMESİ […]

    Pingback tarafından hikmetyavas — Ağustos 19, 2011 @ 2:47 pm | Cevapla


RSS feed for comments on this post. TrackBack URI

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da ücretsiz bir web sitesi ya da blog oluşturun.

%d blogcu bunu beğendi: