hikmetyavas

Mayıs 14, 2011

DÜN ASTEĞMEN KUBİLAY’IN BAŞINI KESENLERİN TORUNLARI, BUGÜN TÜRK ORDUSUNUN BAŞINI KESMEYE ÇALIŞIYORLAR

Filed under: Köşe Yazılarım ( Denemeler ) — hikmetyavas @ 7:18 pm

DÜN ASTEĞMEN KUBİLAY’IN BAŞINI KESENLERİN TORUNLARI, BUGÜN TÜRK ORDUSUNUN BAŞINI KESMEYE ÇALIŞIYORLAR

 Türkiye’nin etrafı ateş çemberiyle çevrilmiş durumda ve ülkemiz bu ateş çemberinin tam göbeğinde bulunuyor. Örneğin:

             a.     Balkanlar; paramparça edildi ve uygar denilen Batı’nın gözleri önünde çağımızın en büyük soykırımlarından birisi işlendi. Halen Balkanlar, kaynayan kazan gibi fokurduyor.

              b.     Kafkaslar; Sömürgeci Batı’nın ve gizli servislerinin tezgâhladığı sözde renkli devrimlerle kan gölüne dönüştürüldü ve alev alev yanıyor.

              c.      Ortadoğu; Arap baharı adı altında kışkırtılan Batı destekli etnik ve dini gruplar birbirlerine düşürüldü ve kardeşi kardeşe kırdırıyorlar. Böylece, petrol ve doğalgaz kaynaklarının yoğunlaştığı tüm Kuzey Afrika ve Arap Yarımadasında kan gövdeyi götürüyor.

             d.     Sınır komşumuz Irak; Amerika ve İngiltere’nin başını çektiği koalisyon güçleri tarafından işgal edilerek, zengin petrol kaynaklarına el kondu. Arap, Kürt ve Türkmen gibi etnik gruplar ile Şii ve Sünni gibi dini mezhepler arasına nifak sokularak ülke parçalandı. Bir buçuk milyon masum sivil katledildi. Türkiye’nin hemen güneyinde kukla bir Kürt Devleti kurduruldu. Bu devletin himayesi altında PKK terör örgütü semirtildi, azdırıldı ve milletimize karşı aşağılık saldırılarına devam ediyor.

              e.     Sınır komşumuz Suriye; Batı destekli muhalifler ile hükümet güçleri çarpışıyor. PKK’nın Suriye kolu, fırsattan istifade ağır silahlarla güçleniyor. Suriye, alev alev yanıyor.

             f.       Sınır komşumuz Ermenistan; Türkiye’yi sözde soykırım suçlamasıyla itham ediyor, tazminat ve toprak talep ediyor.

İşte, Ülkemiz ve milletimiz; Bu ateş çemberinin tam ortasında ve bölücü PKK terörünün saldırısı altında bulunuyor.

Bu coğrafi sınırlar içinde, bu ateş çemberinin göbeğinde, bu terör ortamında, ülkelerin bölünüp parçalandığı bu kurtlar sofrasında; Her zamankinden daha güçlü bir Türk Silahlı Kuvvetlerine ihtiyaç varken, her nedense bazıları Türk Ordusunu yıpratmayı ve hatta yok etmeyi görev edindiler.

Öyle bir hava ve ortam yarattılar ki; bu günlerde Türk Ordusuna ve askerine küfretmek, hakaret etmek, aşağılamak, karalamak ve iftira atmak en iyi yatırım aracı haline geldi, bire bin veriyor:

             a.     Bazı Siyasetçiler; Ne kadar çok demokrat olduklarını kanıtlamak, askere saldırarak oy oranlarını arttırmak veya askeri tahrik ederek cevap vermeye zorlayıp mağdur ve mazlum rolleri oynamak için, askere dayılanmayı, aşağılamayı ve yıpratmayı marifet sayıyorlar.

              b.     Bölücüler; Ülkeyi bölüp parçalamak için, ellerinden geleni arkalarına koymadıkları gibi, Türk Ordusunu karalayanların, aşağılayanların ve yıpratanların, ileriye sürdükleri yalan ve iftiraları koz olarak kullanıyorlar.

              c.      İşbirlikçiler; Akıllarını, vicdanlarını, bilimlerini ve kalemlerini sattıkları efendilerinin düdüklerini çalıyorlar. Türk Ordusuna ve askerine küfür ve hakaret ederek ucuz kahramanlık taslıyorlar.

              d.     Anadan doğma Cumhuriyet düşmanlarının torunları ise; Dün, Asteğmen Kubilay’ın başını keserek dönüştüremedikleri demokratik, laik ve sosyal hukuk devleti ilkelerine dayalı Atatürk Cumhuriyetinin kuruluş temellerini, bugün Türk Ordusunun başını keserek dönüştürmeye çalışıyorlar.

İşin en üzücü yanı, halkımız henüz oynanan korkunç oyunun tam farkında değil. Onlar dürüstlüğün getirdiği saflıkla söylenen yalan dolana inanıyorlar veya korkuyorlar.

İşte, bu ülke ve millet için asıl tehlike, estirilen yalan ve iftira terörü karşısında; sıradan insanların korkması, tırsması, sinmesi ve kaderlerine razı bir teslimiyet içinde sadece “seyirci” olarak kalmayı yeğlemesidir.

Bu nedenle, Türk Ordusuna ve askerine küfretmenin, hakaret etmenin, aşağılamanın, karalamanın ve iftira atmanın en iyi yatırım aracı haline geldiğini ve bire bin verdiğini zanneden hainler, halkımızdan da gerekli tepkiyi görmeyince azgınlaştıkça azgınlaşıyorlar.

Ne kadar üzücü, düşündürücü ve ibret verici ki; bu milletin oylarıyla seçilmiş siyasal iktidar, bu milletin çocuklarından oluşan milletin Ordusuna, her fırsatta terörist veya çete göndermesi yapıyor. Örneğin:

DEVLET Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın seçim arifesinde yine ayranı kabarmış;

27 Nisan akşamı bize aba altından sopa gösteriyorlar. Zannettiler ki korkup kaçacağız… 28 Nisan sabahı derslerini aldılar. Sen benim emrimde bir memursun. Anayasaya, baba yasaya karışma. Cumhurbaşkanını parlamento seçecek. Sen oturduğun yerde oturacaksın. İş bitti. 4 ay gecikmeyle Cumhurbaşkanını seçtik. Hanımefendinin elini sıkmaktan kaçtılar. Şimdi aradan 3 yıl geçti. Her şey normalleşti. Artık topuk selamı verip, Cumhurbaşkanım diye söze başlıyorlar. Köşe kapmaca oynamaktan vazgeçtiler. Şimdi hepsi sırada, Hoş geldiniz diyorlar” şeklinde dayılanıyor.

Breh breh berh… Şu kahramanlığa ve cesarete bakın. Ortada fol yok yumurta yok. Türk Ordusu, bu milletin can ve mal güvenliğini sağlamak için canını ortaya koymuş terörle mücadele ederken, aslan parçası coşmuş ve her nedense Türk Silahlı Kuvvetlerine vurmak, aşağılamak ve yıpratmak ihtiyacı duyuyor.

Bu coğrafi sınırlar içinde, bu ateş çemberinin göbeğinde, bu terör ortamında, ülkelerin bölünüp parçalandığı bu kurtlar sofrasında; Her zamankinden daha güçlü bir Türk Silahlı Kuvvetlerine ihtiyaç varken, bu gibi saldırı, sataşma ve tahriklerin sizce bir anlamı yok mu?

Bu millet bir gün her şeyin farkına vardığında, Bülent Arınç’a;

              a.     Sen kimsin, sen de benim verdiğim vergilerle geçimini sağlıyorsun, sen de benim memurumsun,

              b.     Otur oturduğun yerde, sen bir oy için topuk selamı verip benim karşımda iki büklüm oluyorsun, ne oldum delisi olup kendini padişah zannetme,

              c.      Biz bu Orduyu hanımefendilerinizin elini sıkıp onlara selam çaksın diye değil, bu devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü korusun, diye muhafaza ediyoruz, benim Orduma sataşma, demez mi? 

Bülent Arınç, sadece Türk Ordusuna sataşmakla kalmıyor;  “Anayasanın değiştirilemez üç maddesi arasında bulunan Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir maddesi dışındaki maddelere dokunulabilir” fetvasını da veriyor.

Bu millet bir gün her şeyin farkına vardığında, Bülent Arınç’a;

             a.     Türkiye Cumhuriyeti, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir” maddesi sizi neden rahatsız ediyor?

              b.     Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür” maddesi sizi neden zıvanadan çıkarıyor?

              c.      Türkiye Devleti’nin, Dili Türkçedir” maddesinin nesini değiştireceksiniz?

              d.     Türkiye Devleti’nin Bayrağı, şekli kanununda belirtilen, beyaz ay yıldızlı al bayraktır” maddesiyle belirlenen bayrağımızın nesine dokunacaksınız?

              e.     Millî marşımız İstiklal Marşı’dır” maddesindeki marşımızın nesini beğenmiyorsunuz?

              f.       Başkentin Ankara” olması sizi neden rahatsız ediyor, diye sormazlar mı?

Bu coğrafi sınırlar içinde, bu ateş çemberinin göbeğinde, bu terör ortamında, ülkelerin bölünüp parçalandığı bu kurtlar sofrasında;

             a.     Her zamankinden daha güçlü bir Türk Silahlı Kuvvetlerine ihtiyaç varken,

              b.     Bu devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü ile kuruluş temellerini gözbebeğimiz gibi korumamız gerekirken,

              c        Her nedense bu devletin Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcılığı makamını işgal eden kişi; Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş temellerini sorguluyor ve Türk Ordusunu yıpratmayı marifet sayıyor.

Bu Cumhuriyetin kuruluş felsefesiyle, ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüyle ve Ordusuyla sorunu olanlara, şunları hatırlatmak isterim:

             a.     Türk Silahlı Kuvvetleri’nin demokrasiye saygısını ve yapılan edepsizlikler karşısında sessiz kalmasını acizlik olarak değerlendirip azgınlaşmayın. Türk askerinin sabrını test etmeye veya tahrik ederek işleri çığırından çıkarmaya uğraşmayın.

              b.     Devletin; kuruluş felsefesiyle, ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüyle, demokratik, laik ve sosyal hukuk devleti nitelikleriyle, milletin diliyle, bayrağımızın şekliyle ve Cumhuriyet’in Başkentiyle oyun oynamaya kalkmayın.

              c.      Unutmayın “Dün Asteğmen Kubilay’ın başını kesenlerin torunlarına, bugün Türk Ordusu’nun başını kesmelerine ve bu Cumhuriyetin varlığıyla kumar oynamalarına” son tahlilde bu millet ve bu Ordu asla izin vermez.

              d.     Unutmayınız ki, Bu coğrafi sınırlar içinde, bu ateş çemberinin göbeğinde, bu terör ortamında, ülkelerin bölünüp parçalandığı bu kurtlar sofrasında; Her zamankinden daha güçlü bir Türk Silahlı Kuvvetlerine ve Cumhuriyetin temellerine sahip çıkmaya ihtiyaç varken, bu Cumhuriyetin kuruluş felsefesine ve Ordusuna saldırmak, gaflet, delalet ve hatta hıyanettir.

 Selam ve saygılarımla…

Hikmet YAVAŞ (İZMİR) hikmetyavas@gmail.com

NOT: Ülkemizi ilgilendiren çeşitli konulardaki yazı ve görüşleri okuyup, yorumlarıyla katkıda bulunmak isteyenlerin aşağıdaki bağlantıyı tıklamaları önerilir;

https://hikmetyavas.wordpress.com/

Reklamlar

Yorum Yapın »

Henüz yorum yapılmamış.

RSS feed for comments on this post. TrackBack URI

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da ücretsiz bir web sitesi ya da blog oluşturun.

%d blogcu bunu beğendi: