hikmetyavas

Haziran 13, 2011

SEN KAZANDIN AMA BEN HAKLIYDIM

Filed under: Köşe Yazılarım ( Denemeler ) — hikmetyavas @ 7:07 pm

SEN KAZANDIN AMA BEN HAKLIYDIM

12 Haziran 2011 Genel seçimi kesin sonuçlarının belli olduğu ertesi gün, oğlumdan bir elektronik posta aldım.

Ünlü Alman şairi, oyun yazarı ve tiyatro yönetmeni Bertolt Brecht’in “Sen kazandın ama ben haklıydım” sözünü, mektubuna başlık olarak koymuş.

Mektubunda, özetle:

“Yönetim doktoru olarak, bir iki şey de ben söylemek istiyorum;

Biz, yöneticinin sahip olduğu otoriteyi; emir verme ve itaat bekleme hakkı olarak tanımlıyoruz.

Yöneticinin sahip olduğu gücün, yasal kaynağının ise; Yönetilenlerin kendi rızaları ile yöneticiye verdikleri vekâletten geldiğini iddia ediyoruz.

Diğer bir deyimle; Yönetilenler tarafından, yöneticinin yönetme hakkı reddedildiğinde, yöneticinin sahip olduğu gücün yasallığı ve meşruiyeti kalmıyor.

Buradan hareketle;

%50 oy alıp, emir verdiğinde itaat bekleyene, diğer %50 bu hakkı vermediği sürece, yöneticinin sahip olduğu gücün meşruluğu tartışılır.

Bu sebepten dolayı; demokrasilerde, hiçbir siyasal iktidar %100 milletin tamamının iradesini temsil etmez.

İşte bu nedenle ileri demokrasi; çoğunluğun yönetimi değil, azınlığın veya oy vermeyenlerin de haklarının ve yaşam tarzlarının korunduğu ve isteklerinin dikkate alındığı bir yönetim şeklidir.

İleri demokrasi; Siyasal iktidarların akıllarına esen her şeyi yapamayacaklarını yani kral olmadıklarını anladıklarında başlar.

Anlamayana anlatmak ise; oy vermeyen %50’nin, yenilmişlik duygusu içinde otoriteye boyun büküp, kaderlerine razı olmaları gerektiği yanılgısına kapılmadan, yasal sınırlar içinde demokratik tepkilerini sonuna kadar göstermelerine bağlıdır. Yeter ki bu gücün farkında olunsun” diyor.

Bugünden itibaren, son derece karmaşık iç ve dış sorunlarla yüzleşeceğiz. Siyasal iktidar, hayati derecede önemli kararlar alacak ve uygulayacak. Bu kararlar kamuoyunda yoğun bir şekilde tartışılacak. Örneğin:

             a.     Her ayranı kabardığında, bu Cumhuriyeti yıkıp kafalarına göre başka bir devlet kurmaya kalkan Koçyiğitler, seçimin verdiği zafer sarhoşluğu içinde, işi nereye kadar götürecekler?

              b.      Mevcut Anayasamızın “Değiştirilemez ve değiştirilmesi dahi teklif edilemez üç maddesini değiştirerek” Türkiye’nin sorunlarını şıp diye çözeceklerini iddia edenler, bu devletin “Ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü” ne hale getirecekler?

              c.      Türkiye Cumhuriyeti’nin, kuruluş temelleri olan “demokratik, lâik ve sosyal hukuk devleti” niteliklerini nasıl değiştirecekler?

              d.     Laiklik tanımını sulandırıp” Kutsal İslam dinimizin, tarikat ve cemaatler tarafından siyasal ve maddi çıkarlar için kullanılmasına kapı açacaklar mı?

              e.     Türkiye’nin idari yapısını değiştirmek suretiyle eyalet sistemine geçip, Terörist Başı Abdullah Öcalan’ın istediği “Demokratik Özerklik” modeline, diğer bir deyimle “federasyona” kapı açacaklar mı?

              f.       Anayasaya “Devletin kurucu unsuru olarak” herhangi bir etnik grup ilave edecekler mi?

              g.     Vatandaşlıkta “Türklük tanımını”  kaldıracaklar mı?

              h.     Dini tarikat ve cemaatlere” özel bir anayasal statü verecekler mi?

              i.       Fener Rum Patrikhanesine”  ekümeniklik hakkı verecek ve anayasal koruma sağlayacaklar mı?

              j.       Çağdaş hukuka ve demokrasiye aykırı olan“Özel Yetkili Mahkemeleri” kaldıracaklar mı?

Bu gibi sorulara verilecek cevapları yakından takip etmek ve gerektiğinde demokratik tepkimizi göstermek, vatandaşlık görevidir.

Cumhuriyetin yeniden tanzimi gibi, hayat memat meselesi konularda; evlatlarımızın geleceğiyle kumar oynayanlar, hukuken ve kamu vicdanını nezdinde “Meşruiyetini kaybederler.” 

O zaman, oy vermeyen %50’nin yenilmişlik duygusu içinde otoriteye boyun büküp, kaderlerine razı olmaları gerektiği yanılgısına kapılmadan “Sen kazandın ama torunlarımızın geleceği bakımından biz haklıyız” diyerek, yasal sınırlar içinde demokratik tepkilerini sonuna kadar göstereceklerinden eminim.  Haklıyız ve yeter ki gücümüzün farkında olalım.

Selam ve saygılarımla…

Hikmet YAVAŞ (İZMİR) hikmetyavas@gmail.com

NOT: Ülkemizi ilgilendiren çeşitli konulardaki yazı ve görüşleri okuyup, yorumlarıyla katkıda bulunmak isteyenlerin aşağıdaki bağlantıyı tıklamaları önerilir;

https://hikmetyavas.wordpress.com/

Reklamlar

Yorum Yapın »

Henüz yorum yapılmamış.

RSS feed for comments on this post. TrackBack URI

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

%d blogcu bunu beğendi: