hikmetyavas

Temmuz 2, 2011

BİRİLERİ DOLAP ÇEVİRİP ŞEYTANCA HESAPLAR YAPIYOR

Filed under: Köşe Yazılarım ( Denemeler ) — hikmetyavas @ 2:41 pm

BİRİLERİ DOLAP ÇEVİRİP ŞEYTANCA HESAPLAR YAPIYOR

 

Birileri dolap çeviriyor. Bir odak; Türkiye Cumhuriyeti, Kemalizm ve Türk Ordusuyla hesaplaşma üzerine bir cephe kuruyor. Ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlük esasına dayalı bu Cumhuriyeti ve Ordusunu bitirme planları üzerinden bir çatışma hazırlıyor.

Bu, Türkiye’nin çıkarlarıyla uyuşmayan ve halkımızın hayrına olmayan şeytanca bir hesaptır.

Bu hesabın:

                 a.     Vesayete son vermekle,

              b.     İleri demokrasiye geçmekle,

              c.      Özgürlükleri genişletmekle,

              d.     Hak, hukuk ve adalet arayışıyla ilgisi yoktur.

Bu hesabın; Kuzey Afrika’dan başlayıp tüm Arap Yarımadasına yayılan, ABD ve AB destekli iç isyanların,  Kürt sorunu üzerinden Türkiye’ye yansıtılarak köşeye sıkıştırmak olduğunu, belki de dış müdahaleye zemin hazırlayan uluslar arası boyutları olabileceğini görmeliyiz.

Çok büyük bir oyun planlandı, pazarlandı ve ihale edildi. Bu ihaleyi; Anadan doğma Cumhuriyet düşmanları, bölücüler ve din tüccarları ile paraya pula tapan satılmışlardan oluşan bir odak aldı.

Demokratik özerklik adı altında bölünmeyi isteyenler, çatışma isteyenler, Kemalist Cumhuriyet ve Orduyla hesaplaşmak isteyenler, tarikat ve cemaatler üzerinden güç devşirenler aynı mevzide buluştular.

 Türkiye derin bir ayrışma ve kutuplaşma yaşıyor. Bu kutuplaşma;  iç politik kavganın ötesinde, Türkiye’nin bölünüp parçalanmasıyla sonuçlanabilecek “Dış destekli iç savaş” boyutuna tırmanıyor. Örneğin:

             a.     Demokratik açılım yutturmacısı adı altında “bölücülüğe” soyunanlar,

              b.      Din örtüsü arkasında holdingleşerek “Ilımlı İslam halifeliğine” soyunan tarikat ve cemaatler,

              c.       İktidar için “mağdur ve mazlum” rolü oynayanlar,

              d.     Sivil dikta için “kaosa” muhtaç olanlar,

              e.     Dış güçlerin planlarında “ Eş Başkan” olarak görev alanlar,

              f.        Maddi menfaatleri için “yabancı güçlere uşaklık” yapanlar; Kemalizm ve Türk Ordusuyla hesaplaşmak üzerinden Türkiye’ye bedel ödetmeye çalışıyorlar.

 Ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlük temellerine oturmuş olan Atatürk Cumhuriyeti sevdalısı Kemalist aydınlarları ve bu milletin canını, malını, namusunu ve vatanını koruyacak Türk Ordusunun komutanlarını düzmece ihbarlarla birer birer tutuklayarak başsız bırakıyorlar.

Bu bir sivil darbedir. Amaca ulaşılınca tramvaydan inilecek vasıta olarak gördükleri demokrasiyi askıya alma projesidir. Bu bir, Türkiye’yi bölüp parçalama sürecidir.

Dikkat ederseniz, bütün bunlar ne zaman oluyor?

             a.     Arap baharı adı altında Kuzey Afrika’dan Ortadoğu’ya kadar bütün bölgede “ Dış destekli iç isyanlar” yaşanırken oluyor,

              b.     Amerika ve Avrupa Birliği yapımı “Büyük Ortadoğu Projesine” uygun olarak, bütün coğrafya yeniden bölünüp parçalanmak suretiyle dizayn edilirken oluyor,

              c.       “İç isyanlar ve karışıklıklar Türkiye’ye ne zaman bulaşacak” diye sorarken oluyor.

              d.     Amerika ve NATO; “ sınır komşumuz Suriye’ye kaç gün sonra müdahale edecek” diye endişe ederken oluyor.

              e.     Geçmişte Irak’ da, bölgesel bir Kürt Devletinin altyapısının oluşturulmasına benzer bir şekilde, Suriye’de de 36ncı paralelin Kuzeyinde “Uçuşa yasak bölge ilanı” düşüncesinin konuşulduğu günlerde oluyor.

              f.       Suriye ile Türkiye’nin arasının gerginleştiği ve bir sınır çatışmasıyla alevlenebilecek “bölgesel savaşların patlayabileceği” zamanda oluyor.

              g.     Amerika Birleşik Devletleri ile İsrail; “ İran’a ne zaman saldıracak” diye hesapların yapıldığı günlerde oluyor.

              h.     Amerika ve Nato, Suriye’ye müdahale ederse, Türkiye’deki Amerikan ve Nato üs’lerini vururuz” diye, İran’ın Türkiye’yi tehdit ettiği zamanda oluyor.

              i.       Çin Halk Cumhuriyeti ve Rusya’nın başını çektiği Şanghay İşbirliği Örgütü’nün; “Ortadoğu’daki menfaatlerimizin zedelenmesine izin vermeyeceğiz” diyerek Batı Dünyasına rest çektiği ve paylaşım kavgasının bir Dünya Savaşına tırmanabileceği günlerde oluyor.

İşte böyle bir ortamda; “Atatürk Cumhuriyeti sevdalısı Kemalist aydınlarları ve bu milletin canını, malını, namusunu ve vatanını koruyacak Türk Ordusunun komutanlarını düzmece ihbarlarla birer birer tutuklayarak başsız bırakmaya çalışanlar” ateşle ve bu milletin kaderiyle oynuyorlar.

Dikkat ederseniz, televizyonları dolap beygiri gibi bıkmadan ve usanmadan dolaşan bazı tipler;

 “Amerika Birleşik Devletleri Ortadoğu’dan çekilecek, Irak’taki Bölgesel Kürt Yönetimi’nin bu bölgede tek başına yaşamasına imkân olmadığını biliyorlar. Bu nedenle, bir federasyon şeklinde Türkiye’nin himayesi altına sokmayı ve petrol kaynaklarının denetiminin sağlanmasında Türkiye’yi stratejik ortak olarak görmeyi istiyorlar. Batı dünyası; Ortadoğu halklarının örf, adet, gelenek ve göreneklerine yabancı olduklarını ve bu nedenle bölgeyi kontrol altında tutamayacaklarını anladı. Osmanlı İmparatorluğu döneminde Türkler bölge halklarını yüzlerce yıl barış içinde kontrol altında tutmayı başardılar. Eğer Türkler; Kemalizmi terk eder, modası geçmiş olan ulusal devlet takıntısından vazgeçip federasyona kapı açarlar ve laiklikte ısrar etmeyip ılımlı İslam’a geçerlerse “Yeni Osmanlılar” olarak bölgeyi Batı’nın çıkarlarına uygun bir şekilde kontrol altında tutabilirler. Böylece, Türkiye bölünerek değil, aksine büyüyerek bu kargaşadan kârlı çıkar. Bu nedenle, Türkiye’nin büyüyüp gelişmesinin önünde engel olarak duran; Kemalizmi, Ulus devlet saplantısını, Ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlük safsatasını, Kemalist aydınları ve Türk Ordusunu tasfiye etmekten korkmayın” propagandasını yapıyorlar ve bazılarına ara gazı veriyorlar.

Böylece, demokratik özerklik adı altında bölünmeyi isteyenler, çatışma isteyenler, Kemalist Cumhuriyet ve Orduyla hesaplaşmak isteyenler, tarikat ve cemaatler üzerinden güç devşirenler, Ilımlı İslam Dünyasının halifeliğine soyunanlar ve Yeni Osmanlıcılığa heveslenenler, aynı mevzide buluşuyorlar.

Önce halkı; Etnik kimlik ve dini mezhepler ekseninde böldüler. Şimdi Türk Ordusunu tasfiye etmeye uğraşıyorlar. Ardından; dış destekli iç isyanlarla, yabancı müdahalelere davetiye çıkaracaklar.

Şu hale bakın:

             a.     Kara Kuvvetleri’nin Komuta kademesinin, terörle mücadele eden madalyalı komutanları, düzmece ihbarlarla, terörist diye damgalanarak tutuklanmış durumda.

              b.     Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Komuta kademesinin, nerdeyse yarısı terörist iddiasıyla Silivri zindanlarında yatıyor.

              c.      Hava Kuvvetleri Komutanı olması beklenen Orgeneral ve Orgeneralliğe terfi etme ihtimali olan Korgeneraller tutuklanmış ve komuta katı felç edilmiş durumda.

              d.     Batı’nın sömürgeci emperyalist güçleri; böl, parçala ve yönet stratejisine uygun olarak “Dış destekli iç harpler” çıkarıyor.

              e.     Bölücüler ile anadan doğma Cumhuriyet düşmanları ise, zevkle avuçlarını ovuşturuyor.

İleride torunlarımız, Cumhuriyetimiz tarihin en yıkıcı saldırılarına maruz kalırken siz ne yapıyordunuz? Diye sorduklarında bizler:

             a.     Komutanlar tutuklanıp, Türk Ordusu tarumar edildikçe, ileri demokrasinin geldiğini zannedip alkış tutuyorduk mu diyeceğiz?

             b.      Ülkemiz bölünmeye doğru doludizgin giderken, biz uyuyorduk mu diyeceğiz?

             c.       Kandil’den gelen teröristler Habur sınır kapısında, Türk hukukunda olmayan seyyar mahkeme tarafından, etkin pişmanlık yasasından yararlandırılıp serbest bırakılırken, Türk Ordusu mensuplarının terörist diye tutuklanmalarını, hukukun üstünlüğü zannettik mi diyeceğiz?

             d.     Tarikatımızın şeyhi ile cemaatimizin hoca efendisinin fetvalarına uyarak daha çabuk selamete ulaşacağımıza inandık mı diyeceğiz?

             e.     Kalemini ve vicdanını parayla satmış olan sözde aydınların, akademisyenlerin ve medya mensuplarının propagandalarına kandık mı diyeceğiz?

             f.       Vatan ve millet umurumuzda değildi, biz magazin programlarında kim kimin sevgilisini elinden nasıl aldığını seyrediyorduk mu diyeceğiz?

             g.     Başbakan Recep Tayyip Erdoğan:

8 Haziran 2005 Tarihinde;  “Geniş Büyük Orta Doğu Projesi’nde demokratik ortak olarak bir görev üstlendik. Şu anda Orta Doğu coğrafyası üzerindeki ülkelere yapmış olduğumuz ziyaretler de, bunun açık, net örnekleridir”  dediğinde,

4 Mart 2006 tarihinde de; “Türkiye’nin Orta Doğu’da bir görevi var. Biz BOP’ un eş başkanlarından biriyiz. Bu görevi yapıyoruz” dediğinde,

Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri Bakanı Condalisa Rice’ın, görevdeyken; “Ortadoğu’da 22 ülkenin sınırlarının değişeceğini ” ilan ettiğini ve bunun Türkiye’yi de etkileyeceğini hatırlamadık ve böyle bir maceraya balıklama atlayarak Türkiye’yi ateşe atmaya kimsenin hakkı olmadığını söyleyip tepki göstermeyi akıl edemedik mi diyeceğiz?

             h.     14 Mart 2006 Tarihinde, Radikal Gazetesine konuşan Abdullah Gül:

BOP içinde ABD ile birlikte hareket ediyoruz. Büyük Ortadoğu Projesi, Türkiye’nin dış politika ilkelerine uygun, ABD ile ortak hareket ediyoruz. Amacımız İslam ülkelerine özgürlük ve demokrasi getirmek” dediğinde;

 NATO Avrupa Müttefik Kuvvetleri Eski Başkomutanı ve 2004 seçimlerinde Başkan Adayı olan General Wesley Clark’ın;

 Savunma Bakanı’nın ofisinde, beş yıl içinde, Irak’la başlayan sonrasında Suriye, Lübnan, Libya, Somali ve Sudan’la devam edip İran’la bitecek yedi ülkeyi nasıl ele geçireceğimizi anlatan bir not gördüm” dediğini Abdullah Gül’e hatırlatıp, biz bu işgallere ortak mı olacağız, siz ateşle oynuyorsunuz diye tepki göstermeye korktuk mu diyeceğiz?

Ortadoğu bataklığına Amerika’yla birlikte dalıp onlara özgürlük ve demokrasi götürmek ihalesi ve taşeronluğu bize mi düştü diye sormak aklımıza gelmedi mi diyeceğiz?

             i.       Mehmet Altan: (Star, 19.10. 2009)

 “Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün dünkü ve önceki günkü açıklamaları… Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın ‘barış’ konusundaki kararlı duruşu… Bu sefer işlerin daha başka seyredeceği umudunu vermekte… PKK’NIN ‘AÇILIMA’ FİİLİ DESTEK VERDİĞİ, devletin de eski hatalarını yapmadığı bir yeni atmosferde… BARIŞ GALİBA HABUR KAPISI’NDAN GİRMEKTE... diye ahkâm kestiğinde, teröristler değil de, barış melekleri Habur’dan giriyor diye, davul ve zurnalarla karşıladık mı diyeceğiz?

             j.       Cengiz Çandar: (Radikal, 11.08.2009)

 “PKK bir örgüttür, çöker’ gibi ezberlerden kaçınmalıyız… Bizde devletin, kuruluş felsefesini değiştirmesi gerekiyor… O ‘süreç’e girmiş durumdayız. Yüzyıllar boyu olduğu gibi Kürtleriyle barışık bir Türkiye, evet, kanatlanır uçar. Ve o zaman bölgesel ve uluslararası bir güç haline gelir. İçinden geçtiğimiz günlerde, Türkiye uçmak için kanatlarını çırpıyor…” diye ara gazı verdiğinde, devletin kuruluş felsefesini değiştirmek için bölücülerle işbirliği yaptık ve uçmak için kollarımızı kanat gibi çırptık ama aldatılmışız mı diyeceğiz?

 k.     Kamuoyunda Fetullah Gülen Cemaati’nin yayın organı olarak bilinen Zaman Gazetesi yazarı Mümtazer TÜRKÖNE “Vesayet ve Demokrasi” konulu yazısıyla:

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin vatanı ve milleti ile bölünmez bütünlüğüne karşı, bugüne kadar ortaya çıkartılmış en ciddi tehdidin Türk Silahlı Kuvvetleri’nin içinden geldiğini gösteriyor… Türkiye’nin birliğini, halkın hukukunu, devletin bekasını koruyabilmek için bu “kurumsal yapı”ya son vermemiz ve yeni bir ordu kurmamız lâzım… Bizim bir Nizam-ı Cedit ordusuna ihtiyacımız var…” diye, Türk Ordusu’nun kurumsal yapısının yok edilmesi çağrısında bulunduğunda, Türkiye Cumhuriyeti’nin vatanı ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne karşı en büyük tehdidin PKK terör örgütünden değil, Türk Ordusundan geldiği iftirasını yuttuk mu diyeceğiz?

           l.       Yeni Akit Gazetesi Yazarı Lütfü Oflaz “ Kimsesizler Mezarlığı’na yollandı Kemalizm” başlıklı yazısıyla:

Kemalistler tek parti döneminde pek çok İslamcı, sosyalist, Kürt önderi, aydını acımasızca öldürmüştü. Öldürmediklerini de hapishanelerde çürütmüştü… Kemalistler, bu dönemlerde muhafazakâr, sosyalist, Kürt, kısacası kendilerinden saymadıklarına akıl almaz ölçüde zulmetmişler; onları katletmişlerdi. Elbette bu durumda İslamcıların, sosyalistlerin, Kürtlerin ve benzeri kesimlerin gönlünde Kemalizm’in yaşaması mümkün değildi” diyerek, demokratik özerklik adı altında bölünmeyi isteyenleri, çatışma isteyenleri, Kemalist Cumhuriyet ve Orduyla hesaplaşmak isteyenleri, tarikat ve cemaatler üzerinden güç devşirenleri Kemalist Cumhuriyet karşıtı mevzide buluşmaya çağırdığında, koşarak gittik mi diyeceğiz?

Artık uyanmamızın ve aklımızı başımıza toplamamızın vakti gelip geçiyor. Anlamamız gereken şey; bu ülkeyi bölüp parçalamak, sömürmek ve halkı koyun gibi gütmek isteyen bazı insanlar, halkımızın ve gelecek nesillerimizin beyinlerini uyuşturarak ve bizleri gerçeklerden koparıp sanal dünyada yaşatarak amaçlarına ulaşmaya çalışıyorlar.

Birileri dolap çeviriyor ve şeytanca hesaplar yapıyor. Bu dolapların Türkiye’nin çıkarlarıyla uyuşmayan ve halkımızın hayrına olmayan şeytanca hesaplar olduğunu anlamalıyız diye düşünüyorum.

Selam ve saygılarımla…

Hikmet YAVAŞ (İZMİR) hikmetyavas@gmail.com

NOT: Ülkemizi ilgilendiren çeşitli konulardaki yazı ve görüşleri okuyup, yorumlarıyla katkıda bulunmak isteyenlerin aşağıdaki bağlantıyı tıklamaları önerilir;

https://hikmetyavas.wordpress.com/

 

Reklamlar

1 Yorum »

  1. “Anlayana sivri sinek saz, anlamayana davul zurna az” demiş Atalar…

    Güzel ülkemin Temiz / Saf gönüllü güzel Milletimin duymak ve görmek istemeyenleri için söylemiş sanki Hz. Mevlana: ” Sık sık verilen aynı öğütten sıkılma… Çünkü bir çiviyi çakabilmek için defalarca vurmak gerekir!…”

    Saygıdeğer Hikmet Yavaş Paşamın her bir yazısı, güncel ülke gerçeğini olanca açıklığı ile bir vatanseverin gözünden ve sesinden, tarihe kayıt düşüren birer belge niteliğinde, yüreğinden kopup gelen, yurtsever Türk’lerin de duygu ve düşüncelerine tercüman olan birer çığlık…

    Bu sese, Atatürkçü, Ülkesiyle ve Milletiyle bölünmez bir bütün, Ulus Devletin hizmetinde olanların sesine, Türk’ün bu Çığlığına, dost ve / veya düşman herkes kulak verip dinlemeli ve hesabını ona göre yapmalıdır.

    Gaflet içinde şimdi önemsenmese de, şartları oluştuğunda “BİR ÇIĞLIK, BİR ÇIĞ OLUŞTURUR” ve o çığın kimleri helak, neleri harap edeceğini de Allah bilir.


    Selam ve Sevgiler…
    M.Kemal ADAL.

    Yorum tarafından M.Kemal Adal — Temmuz 2, 2011 @ 3:23 pm | Cevapla


RSS feed for comments on this post. TrackBack URI

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

%d blogcu bunu beğendi: