hikmetyavas

Ağustos 5, 2012

GENERAL VE AMİRAL TERFİLERİNİ KİMİN BELİRLEDİĞİNE SİZ KARAR VERİN

Filed under: Köşe Yazılarım ( Denemeler ) — hikmetyavas @ 3:43 pm

GENERAL VE AMİRAL TERFİLERİNİ KİMİN BELİRLEDİĞİNE SİZ KARAR VERİN

 Daha önce yayınlanmış olan “BAKANLAR İLE GENERAL TAYİN VE TERFİLERİNİ CEMAAT Mİ BELİRLİYOR?” başlıklı yazımın bir bölümünde:

“Hiç dikkat ettiniz mi? Fetullah Gülen cemaatinin sözcüsü olarak bilinen Hüseyin Gülerce, 15 Haziran 2011 tarihinde, Zaman Gazetesi’nde yazdığı “ Ustanın ilk iki imtihanı” başlıklı yazısında:

a.     12 Haziran seçimlerinin sonucu, tek başına AK Parti’nin siyasi bir başarısı olarak algılanmamalıdır…”

 b.     “Ortada particiliği aşan bir uyanış var, bir geliş var. Bu diriliş hamlesi, iç-dış bütünlüğü ile birlikte okunmalıdır. İşte bugün başlayan Türkçe Olimpiyatları şöleni… AK Parti’nin başarısı bu baharla ilgili…”

 c.      “Gündeme dönersek, Sayın Erdoğan’ın ustalık döneminin ilk iki sınavı yeni kabinenin teşkili ve yaklaşan Yüksek Askerî Şûra çalışmalarıdır. Ustalık döneminin başlangıcını test etme fırsatını böylece bulmuş olacağız…” diyor.

Gördünüz mü? Fetullah Gülen Cemaati, resmen ve alenen; “Ey Ak Parti, bizim sayemizde iktidar oldun. Şimdi diyetini öde. Öncelikle, kabineyi teşkil ederken bizim adamlarımıza Bakanlık ver. Ayrıca, Yüksek Askeri Şûra çalışmalarında, bizim istemediğimiz general ve subayların terfilerini engelle, komuta kademelerine atanmalarına mani ol, bizim işaret edeceğimiz ve bize biat edebilecek kişileri terfi ettir” diyor. Bu suretle, ustalık döneminin başlangıcında, Recep Tayyip Erdoğan’ı ve iktidarını test edeceklerini söylüyor.

Böylece Başbakan’ın ustalık döneminin ilk iki sınavı, yeni kabinenin teşkili ve yaklaşan Yüksek Askeri Şûra çalışmaları olacakmış. Ustalık döneminin başlangıcını test etme fırsatını böylece bulacaklarmış.

Cemaatin bu talepleri; kimleri bakan ve kimleri komutan olarak görmek istediklerini gösteriyor ve bunların belirlendiği belli oluyor.

Bu resmen ve alenen milli iradeye ipotek koymaktır ve siyasi iradeye karşı zimmî bir şantaj ve tehdittir. Siyasette “şantaj ve tehdit” başarıya ulaşırsa bunun nerede duracağını artık kimse hesaplayamaz.” Demiştim.

4 Ağustos 2012 tarihinde (bugün) Yüksek Askeri Şura Kararları açıklandı. Buna göre:

“Haklarında kesin hüküm olmayan ancak değişik darbe iddialarıyla tutuklu olan 40 general ve amiralin tamamının emekliye sevk edildiği görüldü.”

 Anayasamıza göre; “Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz.”

Buna masuniyet karinesi denmekte olup “aksi mahkeme kararıyla ispat edilinceye kadar herkesi masum kabul eden” evrensel bir hukuk kuralıdır.

 Halen yargılanmaları devam eden, suçluluğu henüz kanıtlanmamış, haklarında kesin hüküm bulunmayan 40 general ve amiralin tamamı; Evrensel hukuka, Anayasamıza ve yürürlükteki kanunlarımıza göre masum kabul edilmektedir.

 Nitekim Subay Sicil Yönetmeliğinin Terfide Özel Hükümler Bölümünde de, masuniyet karinesi dikkate alınmak suretiyle; Tutuklu bulunan ya da tahliye edilmekle beraber soruşturması veya mahkemesi devam eden veya haklarında verilen hüküm henüz kesinleşmemiş bulunan terfi sırasındaki subaylar hakkında şu özel hükümler getirilmiştir.

 “(1) Tutuklu bulunan ya da tahliye edilmekle beraber soruşturması veya mahkemesi devam eden veya haklarında verilen hüküm henüz kesinleşmemiş bulunanların terfileri yapılmaz, yapılmış olanlar iptal edilir.

(2) Haklarında kovuşturmaya yer olmadığına, beraatına, muhakemenin men’ine, kamu davasının düşmesine, ortadan kaldırılmasına veya verilen cezanın teciline, tedbire veya para cezasına çevrilmesine karar verilmek suretiyle tutukluluk hâllerine son verilenler ile daha önce tutukluluk hâllerine son verilmekle beraber bilâhare haklarında yukarıda sayılan kararlardan biri veya kısa hapis cezası verilmiş ve hükmü kesinleşmiş olanların, terfi eden emsallerinin şartlarını haiz olmak kaydıyla kadro açığı şartı aranmadan bir üst rütbeye terfi işlemleri, bu Yönetmeliğin 41 nci maddesi esaslarına göre DERHÂL yapılır. Terfi edenlerin nasıpları, emsallerinin nasıp tarihine götürülür” demektedir.

 Görüldüğü gibi;

a.     Tutuklu bulunan general ve amirallerin terfileri yapılmaz ama emekli de edilmemeleri gerekir.

 b.     Beraat edenlerin ise; , terfi eden emsallerinin şartlarını haiz olmak kaydıyla kadro açığı şartı aranmadan bir üst rütbeye terfi işlemlerinin DERHÂL yapılması zorunludur.

 Buna rağmen, Halen yargılanmaları devam eden, suçluluğu henüz kanıtlanmamış, haklarında kesin hüküm bulunmayan 40 general ve amiralin tamamının emekli edilmeleri; Evrensel hukuka, Anayasamıza ve yürürlükteki kanunlarımız ile Subay Sicil Yönetmeliğinin Terfide Özel Hükümlerine göre tartışmalıdır.

 Diğer taraftan:

a.     Hastal’ da tutuklu generaller için Silivri de yer hazırlanması yönünde önceden emir verildiğine göre; Yüksek Askeri Şura öncesi, söz konusu 40 general ve amiralin tamamının emekli edileceği ve Silivri’de yer boşalacağı nereden biliniyordu?

 b.     Yüksek Askeri Şura öncesi söylendiği iddia edilen “Kangren olmuş kolu kesip atacağız” sözünün gerçekleşmesi, bazı kararların önceden alındığını göstermiyor mu? Soruları, akılları kurcalamaktadır.

 Fetullah Gülen Cemaatinin yayın organı olan Zaman Gazetesi yazarlarından Müntazer TÜRKÖNE, 29 Ekim 2009 ve 11 TEMMUZ 2010 tarihinde Abant Platformunda yaptığı konuşma ve Zaman Gazetesi’nde yazdığı Vesayet ve Demokrasi” konulu yazısında:

 “Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin vatanı ve milleti ile bölünmez bütünlüğüne karşı, bugüne kadar ortaya çıkartılmış en ciddi tehdidin Türk Silahlı Kuvvetleri’nin içinden geldiğini gösteriyor… Türkiye’nin birliğini, halkın hukukunu, devletin bekasını koruyabilmek için bu “kurumsal yapı”ya son vermemiz ve yeni bir ordu kurmamız lâzım… Bizim bir Nizam-ı Cedit ordusuna ihtiyacımız var…” diyor.

 Aynı Mümtaz’er Türköne, bununla da yetinmeyip Antalya‘da, AKP’li  Kumluca Belediyesi tarafından kültürel etkinlikler kapsamında düzenlenen ayın söyleşisine konuşmacı olarak katılarak:

 “Bana sorarsanız ben onlar için ’idam yerine’ eskiden olduğu gibi ’yağlı kazıklara oturtularak’ cezalandırılması taraftarıyım…” diyor.

 Hızını alamayan Türköne, Zaman Gazetesi’nde yazdığı “İntikam Duygularım” başlıklı yazısında:

Benim gibi intikam duyguları ile son 15 yılı geçirenlerin yüreği soğusun. Ben intikam istiyorum. Hem de en şiddetlisini…” diyor.

 Özel yetkili mahkemelerin kaldırılmaması için müthiş bir mücadele veren Fetullah Gülen Cemaatine yakın köşe yazarları, 3ncü yargı paketinin çıkmasıyla, ferahlamışlardır.

 Örneğin, kamuoyunda Fetullah Gülen Cemaati’nin sözcüsü olarak bilinen Hüseyin Gülerce, 4 Temmuz 2012 tarihinde, Zaman Gazetesi’nde yayımlanan “Mahkemeler değişti, aslında ne oldu” başlıklı yazısında:

 “Özel yetkili mahkemelerde açılan Ergenekon, Balyoz, KCK gibi davalar, kesin hükümle sonuçlandırılıncaya kadar bu mahkemelerde devam edecek. (10 yıl sürebilir.) Bu davalarda yetkisizlik veya görevsizlik kararı verilemeyecek.

Terör ve darbe suçlarında tutuklamanın azami süresi 10 yıl olarak korunuyor. Böylece söz konusu davalarda toplu salıverilme ve davaların özünü zedeleme, Ergenekonculara cesaret ve psikolojik avantaj sağlama yanlışına düşülmemiş oldu.” Demek suretiyle, Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarının, hukuk dışı özel yetkili mahkemelerin kıskacında tutulmasını sevinçle karşılıyor.

Şurası bir gerçek ki:

a.     Fetullah Gülen Cemaati, amacına ulaşmıştır.

 b.     İsimsiz ve imzasız ihbar mektupları ile eski PKK’lı gizli tanıkların ifadelerine dayanarak (sanıkların telefonlarına polis tarafından güya sehven sokulduğu itiraf edilen sahte delillere ve saygın bilim çevreleri tarafından bazı CD’lerin sahte olduğunu belirten raporlara ve masuniyet karinesine aldırış edilmeden) Türk Silahlı Kuvvetlerinin tarihindeki en büyük tasfiye operasyonu gerçekleştirilmiştir.

 c.      Fetullah Gülen Cemaati’nin Hüseyin Gülerce aracılığıyla “Ey Erdoğan, ustalık döneminin ilk iki sınavı yeni kabinenin teşkili ve yaklaşan Yüksek Askerî Şûra çalışmalarıdır. Ustalık döneminin başlangıcını test etme fırsatını böylece bulmuş olacağız…” mesajı, hükümet tarafından alınmış ve başüstüne diyerek yerine getirilmiştir.

 d.     Müntazer Türköne’nin istediği gibi:

 1)    Türk Silahlı Kuvvetleri’nin “kurumsal yapısına” son verilmesi ve yeni bir Nizam-ı Cedit ( imamın ordusunun) kurulması sürecinin devam ettiği,

 2)    Türk Ordusu mensuplarının “idam yerine, eskiden olduğu gibi ’yağlı kazıklara oturtularak’ cezalandırılması” için çalışıldığı,

 3)    “İntikam istiyorum, hem de en şiddetlisini” diyenlerin amaçlarına adım adım yaklaştıkları endişesini taşıyorum.

 Ülkemizde:

a.     İç savaş provalarının yapıldığı,

 b.     Güneydoğu bölgemizde, PKK’nın strateji ve taktik değiştirerek cephe savaşı vermeye çalıştığı,

 c.      Suriye sınırımızda PKK kontrolündeki PYD’nin ikinci bir Kürt Devleti kurma adımlarını attığı,

 d.     Suriye’nin uçağımızı düşürdüğü,

 e.     Irak merkezi Hükümeti’nin Türkiye’ye rest çektiği ve Dışişleri Bakanımızı tutuklamaya kalktığı,

 f.       İran’ın Türkiye’yi tehdit ettiği,

 g.     İsrail’in bölgeye silahlı müdahalede bulunmak için fırsat kolladığı,

 h.     Rusya’nın Türkiye’ye aba altından sopa gösterdiği,

 i.       Her gün şehit tabutlarının geldiği bir dönemde, Türk Ordusu’nun kolunu ve kanadını kırmaya çalışanların amacının, Türk Ordusuyla birlikte Türkiye Cumhuriyeti’ni tasfiye etmek olduğunu artık anlamalıyız diye düşünüyorum.

 Eğer, bir gün bu ülke; Libya, Mısır, Irak, Afganistan ve Suriye gibi tamamen kan gölüne dönerse:

a.     Haçlılarla işbirliği içinde “Büyük Ortadoğu Projesine” ortak olanları,

 b.     İslam dünyasına yapılan saldırılara destek olanları,

 c.       Türk Ordusu’nun kolunu kanadını kırmaya çalışanları,

 d.      PKK ile mücadele etmiş madalyalı kahramanlara terörist damgasını vurarak zindanlara tıkanları,

 e.      Buna karşılık Habur sınır kapısından giren teröristleri davul zurnayla karşılayıp serbest bırakanları,

 f.        PKK ile müzakere masasına oturarak, terörle mücadele eden askerlerin yargılanmaları için söz verenleri,

 g.     Allah, Peygamber, din, iman maskesi arkasında “Ilımlı İslam” numaralarıyla, Hıristiyanlıkla uyumlu bir din yaratmaya ve Haçlılarla işbirliği içinde Türkiye Cumhuriyeti’nin temellerini dinamitlemeye çalışanları hatırlamalı ve zamanında ayılmadığımız için kafamızı taştan taşa vurmalıyız diye tarihe not düşmeye çalışıyorum.

Bakın, Müslüman maskesi takmış din tüccarlarına Ömer Hayyam, yüzlerce yıl önce ne güzel cevap vermiş:

“İçin temiz olmadıktan sonra

Hacı hoca olmuşsun kaç para

Hırka tespih post seccade güzel

Ama TANRI KANAR MI BUNLARA

Sen sofusun hep dinden dem vurursun

Banada sapık dinsiz der durursun

Peki, ben ne görünüyorsam o’yum

YA SEN NE GÖRÜNÜYORSAN O’MUSUN

 “Bindik bir alamete, doludizgin gidiyoruz kıyamete” Allah sonumuzu hayırlı eylesin.

Selam ve saygılarımla.

Hikmet YAVAŞ (İZMİR) hikmetyavas@gmail.com

NOT: Ülkemizi ilgilendiren çeşitli konulardaki yazı ve görüşleri okuyup, yorumlarıyla katkıda bulunmak isteyenlerin aşağıdaki bağlantıyı tıklamaları önerilir;

https://hikmetyavas.wordpress.com/

 

Reklamlar

1 Yorum »

  1. Sayın Yavaş, Yazılarınızı okuyor ve bilgileniyorum, bana gönderdiklerinizin hepsini de tüm adres listem ile paylaşıyorum. İyi ki varsınız. Esen kalın. Saygı ve sevgiler. Sili Özerdim
    .

    Yorum tarafından Sili — Ağustos 9, 2012 @ 1:13 pm | Cevapla


RSS feed for comments on this post. TrackBack URI

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

%d blogcu bunu beğendi: